Haberler

20-21 ŞUBAT 2009 – ÜSTÜN DÖKMEN, PERDER AİLESİYLE BULUŞTU


“İş Yaşamında ve Özel Yaşamda Kaliteli İletişim Yaşama ve Çalışma Sevinci” konulu seminere katılan TPF Başkanı Şeref Songör, son günlerde televizyon kanallarında yer alan “bir millet uyanıyor” sloganlı reklamı eleştirerek, “Bu millet 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken uyanmamış mıydı?” dedi.

Ankara PERDER tarafından, 20-21 Şubat 2009 tarihlerinde gerçekleştirilen gezi ve seminer programına Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Şeref Songör, Ankara PERDER Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Altunbilek, Ankara Üniversitesi Eğitim Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Üstün Dökmen, TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi Gıda Mühendisleri Erdem Öner, Oğuzhan Öğüt ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen PERDER üyeleri katıldı. Yayla Bakliyat, Bağdat Baharat, Uzungil Şekerleme, Coca Cola, Sanset Gıda, Baytekler Gıda, Anavarza Bal, Peyman Kuruyemiş, Aroma ve Yörsan’ın destekleriyle düzenlenen organizasyon, Ankara Sheraton Hotel’de yapıldı.

Programın ilk günü Yayla Bakliyat firması ziyaret edildi. Katılımcılara, önce firmanın ürünleri tanıtıldı. Fabrika gezisi sırasında ise, paketleme çalışmaları hakkında bilgi verildi. Ardından tüm PERDER üyeleri Altunbilek Sofrası’nda güzel bir akşam yemeğinde buluştu.

İkinci gün, Prof Dr. Üstün Dökmen tarafından “İş Yaşamında ve Özel Yaşamda Kaliteli İletişim Yaşama ve Çalışma Sevinci” konulu bir seminer verildi.

Altunbilek’ten Krize Dair
Seminer öncesinde açış konuşmasını yapan Ankara PERDER Başkanı Mustafa Altunbilek, şu an yaşanılan sıkıntılı durumun herkesi sıkmış, bunaltmış ve paniğe düşürmüş olabileceğini belirterek, bu durumun en kıymetli değerleri, dostlukları, yardımlaşma alışkanlıklarını tehlikeye düşürebileceğini söyledi. Panik halindeyken nelere zarar verdiğimizi fark etmeyebilir, ihtiyacımız olan güven ve sevgiyi sarsabiliriz diyen Altunbilek, fırtına dindiğinde herkesin birbirine verdiği zararla daha çok incinmiş olabileceğine işaret etti. Altunbilek sözlerine şöyle devam etti: “Dünya maddi değerler üzerine değil, manevi değerler üzerine kurulmuştur. Sevgi en önemli değerdir. Yaptığımız işi gerçekten sevmek, değişimi ve gelişimi sevmek, istişare etmeyi sevmek, paylaşmayı ve perakendede rekabet ettiğimiz gibi büyük bir takım olmayı sevmek bugün bize geçmişte olduğundan daha çok kazandıracaktır.”

Altunbilek, kriz dönemini atlatabilmek için meslektaşlarına şu önerilerde bulundu: Hızlı ve dengeli değişim, bu değişimi ertelememek, ötelememek, çok iyi bütçe analizi yapmak, personelin niteliklerini arttıracak çalışmalarda bulunmak, müşteri merkezli çalışmalara daha fazla önem verip, bu ilişkiyi daha da derinleştirerek departmanlar oluşturup işlevini arttırmak, şirketlerin içerisinde AR-GE ekiplerine farklı personelleri de dâhil ederek daha da güçlendirip, farklılaşma çalışmalarını çabuklaştırmak…

Ardından sözü alan Türkiye Perakendeciler Federasyonu Başkanı Şeref Songör, özellikle çok ihtiyaç duyulan dönemlerde sorunların tek bir bakış açısıyla çözülmeyeceğini, sektör adına birtakım çalışmalar yaparken meslektaşların yanı sıra akademisyenlerin ve eğitimcilerin de dahil edilmesi gerektiğini ifade etti. Değişik bakış açılarıyla yapılan yararlı çalışmaların, kişilerin moral ve motivasyonunu en üst seviyeye çıkaracağına dikkat çeken Songör, “İçimizdeki enerjiyi, gücü açığa çıkartabilmek için farklı çalışmalara ve bakış açılarına ihtiyacımız var.” dedi. TPF’nin, perakende sektörünü adım adım temsil ettiğini ve sektöre çığır açma noktasında üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yerine getirdiğini vurgulayan Songör, sözlerine şöyle devam etti: “Bu yola çıkarken hep şunu söyledik: Biz, perakende sektörü olarak kendimizi temsil edebilecek güce ve yetkinliğe sahibiz. Eksiklerimiz varsa da, önümüzdeki süreçte geliştirerek, farklı ve sonuç odaklı çalışmalarla süslemek durumundayız. Perakendecilik sektörü dinamik bir sektördür. Dolayısıyla her geçen günün, her saatin, her anın mutlaka dinamik bir şekilde takip edilmesi gerekiyor. Mağazalarımıza aynı günde ortalama bin ile on bin kişinin girdiği bir süreçte bunun aksi de düşünülemez. Dolayısıyla, insanların farklılaşan talepleriyle birlikte bizim de kendi içimizde çalışmalarınızı, düzenimizi geliştirmemiz gerekiyor.”

“Bu Millet 1923’te Uyanmamış mıydı?”
Yabancı sermayenin, son yıllarda Türkiye perakendeciliğine ilgi duyduğunun altını çizen Songör, Gima, Migros, Kipa… gibi markaların bir dönem yerli markalar olduğunu, yerli perakendeciler olarak kendi bölgelerinde yetişip, ulusal perakendeciler olarak ülkemizde hizmet ettiklerini, bugün geldikleri süreçte ise bütün bu markaların yabancı sermayeye satıldığını söyledi. Songör, “Bu yolla, bir şekilde yerli perakendeciliğimizin her geçen gün kan kaybettiğini üzülerek ifade etmek istiyorum. Bugün baktığımızda perakendeci dostlarımızın çok da etik davranmadıklarını, çok farklı konuşmaları çok ilginç şekilde yaptıklarını, kârâ giden her yolun, her sözün mubah olduğu anlayışını çalışmalarında, reklamlarında, tanıtımlarında görüyoruz. Televizyon kanallarında, “bir millet uyanıyor” başlıklı bir reklam çalışması var. Şimdi bunun neresine girsek benim kafam karışıyor. Bir kere burada millet olgusunun kullanılması çok tehlikeli bir durum. Yani tüketici uyanıyor, müşteri uyanıyor diye bir çalışma yaparsanız buna bir sözümüz olmaz. Ama bunu bir millet olarak vurgularsanız, kullanırsanız farklı bir anlam çıkar. Bunu bir millet olarak uygularsanız benim aklıma şöyle bir şey geliyor. Bu millet 1923’te Türkiye Cumhuriyeti’ni kurarken uyanmamış mıydı? Hala uyuyor mu ki, siz bizi uyanıyor diye uyandırmaya gayret ediyorsunuz.” dedi.

Biz yerli perakendeciler olarak böyle bir çalışma yapsak, aslında bizim anlayışımızla da örtüşür, ama biz bunun etik olmadığını düşünerek böyle bir çalışma yapmıyoruz. Eğer yaparsak, ilk önce onlar şunu diyecekler: Siz ırkçısınız, siz başka şeyleri ticarete alet ediyorsunuz. Ama kendileri yaparken ahlak yok, etik yok, hiçbir sıkıntı yok. Biz bu konuda federasyon olarak bir çalışma yapmamızın gerekliliğine inanıyoruz. Onlar bu çalışmaları yaparken bu millet ya da bu devlet adına kaygıları olmayabilir. Ama bizim için bu öyle değil. Biz yeri geldiğinde bu milletin ferdi olarak canımızı verdik, kanımızı verdik. Bugün de kolumuzu veririz. Böyle zamanlarda birlik içerisinde olmak çok daha önemli oluyor. Onun için bizim bugün birlik içerisinde hareket etmemiz gerekiyor.” dedi.

Perakendede Yasal Düzenlemeler
Perakende sektöründeki yasal düzenlemeler konusuna değinen Songör, bugün Fransa’da, Almanya’da, İngiltere’de faaliyet gösteren TPF tarzındaki sivil toplum kuruluşlarının, ülkelerinin tüm yasal düzenlemelerinde çok etkin olduklarını ve oradaki perakende sektörünü denetleme, düzenleme sürecini çok doğru bir şekilde yönettiğini söyledi. Avrupa’daki perakende sektörünün çok ciddi yasal çalışmalar yapılarak, doğru bir yapılanmayla düzenlendiğini dile getiren Songör, “Bizim de buna çok ciddi ihtiyacımız var. 2006’dan bu yana, Türkiye’de perakendeciliğin düzenlenmesi için yasal yapılanma adına çok ciddi çalışmalar yapılıyor. Maalesef, yine uluslararası zincirlerin ve Türkiye’deki uzantılarının güçleriyle birlikte çok ciddi bir varlık gösteremedik. Çünkü onlar, kendi ülkelerinde yaptıkları, arzu ettikleri sistemleri bizim ülkemizde istemiyorlar.” dedi.

TÜBİTAK Marmara Araştırma Merkezi’nden Gıda Mühendisi Oğuzhan Öğüt, hazırlamış olduğu sunum eşliğinde, gıda güvenliği ile ilgili yaptıkları çalışmalar hakkında katılımcılara bilgi verdi.

Teori ve Uygulama Bir Arada
Açılış konuşmalarının ve sunumun ardından Prof. Dr. Üstün Dökmen tarafından, iş hayatında ve özel hayatta sıkça karşılaşılan konular hakkında üç oturumdan oluşan seminer verildi. Seminer sırasında çeşitli kişisel ve grup aktiviteleri de yapıldı. Seminer programındaki bazı konu başlıkları şöyleydi: Günlük yaşamda ve iş ortamında iletişim stilleri, empatik iletişim, ekip olmak, iş yerinde aile olmak, iç ve dış müşteriyle ve aile içinde ortaya çıkan iletişim çatışmaları, çözüm yolları, çatışmaların kültürel boyutu, sorumluluk almanın önemi, duyguları fark etme, ifade etme ve kontrol etme, yönetim becerisi ve liderlik…

Program sonunda, fuaye alanında bulunan stantlar ziyaret edildi.