Yazarlar

Fırsatçılar devrede!


Fırsatçı kimdir?

Yararlanabileceği uygun zamanı bekleyen veya devamlı kollayan, en uygun zamanı bulduğunda da her şeyi yapabilen kimsedir.

“Nasıl olsa kur yükseliyor, bu kargaşada biz de kârlarımızı yükseltelim” zihniyeti yeniden piyasalara hakim olmaya başladı.

Son günlerde tedarikçi kanadında siparişlerin kısılmasına, perakende zincirler (birkaçı dışında) kayıtsız kalırlarken, bakkallar sessiz kalmadılar. “Büyük firmalara 10 parça sipariş veriyoruz, 3 parçası geliyor” diye isyan ettiler.

Üretimde yavaşlama olmadığı halde bu kesintinin sebebi merak konusu oldu.

Gayet açıktır. Bu fırsatçılara ya peşin ödeme yapacaksınız, ya da yeni fiyat artışlarını kabul edeceksiniz!

Sevkiyatlar talebi karşılamasın ki; eski ‘karaborsa’ dönemlerinde olduğu gibi piyasanın iştahı daha da artsın. Bu da daha kolay zamların önünü açsın.

Hedeflenen budur.

Bayram öncesinden beri bütün süpermarketlere en önemli kategorilerdeki ürünler eksik geliyor. Siparişi tam göndermeyen tedarikçilerin bazıları da küresel markalar. Bunların da girdilerinin tamamına döviz ödenmiyor. Çoğu dolar hesabını tepe noktadaki 7 TL den yapıp, kur 6 TL’ye inse bile güya kazanılmış hak elde ediyorlar.

Peki bu konuya herkes duyarsız mı kaldı?

Hayır, elimde bir perakendeciye, bir de tedarikçiye ait iki örnek var. Takdim ediyorum. Elbette her iki kanada ait başka iyi örneklerin varlığını da biliyorum.

İşini en doğru yapan büyük bir perakendecimiz, tedarikçilere yazılı mesajını gönderdi.

Orada önce sordu:

“Satışı durduranlar, hiçbir hesaba sığmayacak şekilde zam talep edenler, stoklarını yüksek kârla satmak isteyenler, kredi limitlerini kullandırmayan finansörler yaptıklarını neyle izah edecekler?”

Sonra da tüketici adına kılıcını çekti:

“Kriz dönemlerinde panikle hareket edenler veya aklıselimle düşünerek plan yapanlar dönem sonunda hakettikleri sonuçla karşılaşacaklardır.”

Evet, serbest piyasa ekonomisinde bunun çözümünü devletten bekleyemeyiz. Ancak bilinçli tüketici ve dirayetli perakendeciden bu itirazı seslendirmesini ve gerekeni yapmasını her zaman bekleriz.

TESK Başkanı Bendevi Palandöken, “Büyük firmaların yüzde 25 ile 50 arasında değişen oranlarda zam yaptıklarını” belirtti.

Bunun hiçbir şekilde mantıkla ve matematikle izahı yoktur.

Tedarikçiye ait örnek ise Reis Gıda’ya aittir. Mehmet Reis; “Bu gün yerli ürünlerde dahi yüzde 10’a yakın fiyat artışı ile karşı karşıya kalmamıza rağmen, tüketicinin yüksek fiyattan ürün almaması adına, üzerimize düşen görevi yapma sorumluluğu içerisinde Eylül ayı sonuna kadar sabit fiyat uygulaması kararı aldık” diyor.

Reis Gıda’nın ithal ürünü yok mu? Evet var.

Reis Gıda kâr amaçlı bir şirket değil mi? Aksi düşünülemez.

Bu şirket sıfır stokla çalışmadığına göre bundan ek kâr sağlamadığı belli değil mi? Her şey ortada.

Pazar payı zaten yüksek olan bu lider marka fiyatı sabit tutup, kalite ile oynayabilir mi?

Kesinlikle hayır. Bu durum hemen açığa çıkar ve marka değeri büyük darbe alır. Bunu hiçbir yatırımcı göze alamaz. İşte verdiğim örnek bu kadar ciddi bir işletmeye aittir.

Elbette tüketici hemen yüzde 20 zammı yapan bakliyatçılar ile bu ve benzeri duyarlı şirketleri ayrı tutacaktır.

Perakendecilerimiz de tüketici ile el ele vererek bu tarz olumlu davranış gösteren markaları öne çıkartacaklardır. Insertler kanalıyla hem fiyatlar hem de gereken mesajlar müşteri ile paylaşılmalıdır. Bu şekilde kriz dönemlerinde bile satış miktarları düşmeyecek, hakeden perakendecilerin ve tedarikçilerin satış payları yükselecektir.

Uzun zamandan beri gramajını düşürdüğü üründe fiyatı sabit tutan veya insert indirimi uygulayan markaları izliyoruz. Bunların sayısında da son zamanlarda artış gözleniyor. Perakendecilerin buna da alet olmamaları gerekiyor.

Gizli zam dediğimiz bu tarz kurnazlıkları sık sık gündeme getiriyoruz.

Ambalaj üzerine; 100, 200, 250, 500, 750, 1000 gram gibi kolay hesap yapılabilen ölçüler yerine, 111, 172, 810, 960, 1440 gr gibi kafa karıştıran ölçüler koymanın anlamı belli değil mi?

Kısalan tuvalet kağıdı ruloları da aynı fasıldandır. Bu ürünlerin raflara girmesi ‘dürüst satıcı’ imajını bozar. İşte bunun denetimini ilgili Bakanlık’tan bekleyebiliriz.

Bütün iyi niyetli tedarikçileri tenzih ediyorum, ancak fırsatçı olarak tanımlayabileceğimiz işletmelerin sayısının hiç de az olmadığını görüyoruz.

“Arayı bozmayalım, ticaret devam etsin” anlayışının ve sessiz kalmanın sonu yoktur. Tüketiciye ağır faturası olan işlemlerin, eninde sonunda perakendeciye ve tedarikçiye de zarar yazacağı kesindir.

Yukarda aklıyla hareket eden şirketlerin kendilerini nasıl ayırdıklarını ve fark yarattıklarını bunun için anlattım.

Güzel bir söz vardır; “Fazla kazanmak isteyen, kaybeder.”

ERCÜMENT TUNÇALP/ PERAKENDE DANIŞMANI