Yazarlar

Kalite kontrol aksıyorsa


Aksadığını bildiğim için bu yazıyı kaleme aldığımı baştan belirteyim.

Perakendeci, üretici ile tüketici arasında bir köprü görevi üstlendiğine göre; gıda güvenliği sistemlerinin uygulanmasında da rol üstlenmelidir.

Gıda güvenliği kriterleri doğrultusunda nasıl ve ne şekilde ürün istediğini belirterek gıda sanayicisini yönlendirmek ve tüketiciye güvenli gıda sunmak zorundadır.

Kalite kontrol birimi olmayan merkezi depoların, verimliliğe katkısı sınırlıdır. Mağazaya mal kabul işleminde; saymak ve tartmak dışında bir uzman denetimi yoksa yine ticari başarısızlık kaçınılmazdır.

Bazı satınalma birimlerinden; iyi pazarlıklarla maliyet düşürücü başarılı sonuçlar aldıklarını duyuyorum. Daha sonra da, aldıkları peynirin, etin ve meyve sebzenin kalite kontrol prosedürü olmadığını öğreniyorum. O zaman da “bu nasıl iş ?” demek geçiyor içimden.

Ülkemizde her fiyat seviyesine uygun süt ve et ürünü üretmek mümkündür. Her çeşit bakliyatın ve meyve sebzenin yöreye ve kalibraja göre çok oynak fiyat seviyeleri olduğu da malumdur.

Piyasada 10 lirayada, 100 lirayada bal satılmaktadır. Peki satıcıyla konuşmaya başladığımızda hangisinin pazarlığını yaptığımızı biliyormuyuz ?

En çok hile kaldıran balın rengine, tadına bakarak sahte olup olmadığı anlaşılamaz. Bu ayrımın yapılabilmesi sadece labaratuvar analizi ile mümkün olabilir.

Bazı yerel perakendecilerimizde, taze ürün kategorisinden sorumlu olduğu halde, aldığı malı tezgahta görmeyen, çünkü mağazaya hiç gitmeyen satınalmacılara rastladım. Hatta göndermeyen patrona veya genel müdüre de…

Emin olun, bunun farkında olan en dürüst üretici bile huyunu değiştirebilir. En azından böyle bir risk vardır.

Demekki;

1- Önce kalite kontrol prosedürü hazırlanacak.

2- Sonra ürün bilginiz yeterli olacak.

3- Aldığınız ürünü tezgahta göreceksiniz.

4- Aldığınız ürünün üretim yeri denetimini yaptıracaksınız.

5- Laboratuvar kontrolü ile kaliteyi garantiye alacaksınız.

6- Tüketime sunmadan önce o gıda maddesinin Türk Gıda Mevzuatına uygunluğunu tespit edeceksiniz.

Bunları yerine getirmeyen satınalmacının fiyat pazarlığı yapmasına gerek yoktur.

Perakende lojistiğini ilgilendiren önemli başlıklardan; hijyen, soğuk zincir, SKT yönetimi, kayıp ve hasar, ürün iadeleri hep kalite kontrolü ilgilendiren hususlardır.

En başa aldığımız hijyen ise bir kültürdür. Sadece eğitim ve prosedürlerin zorlaması ile netice alınmaz.

Ciddiye alınmadığını gördüğümüz ve en çok rastladığımız olumsuzluklar, sağlıksız et işleme ortamları, yetersiz haşere mücadelesi ve yetersiz zemin temizliğidir.

Gıda ürünlerinin ambalajı üzerindeki son kullanım tarihleri tek başına kurtarıcı değildir.

Zira o tarihler, normal koruma şartlarının uygunluğuna bağlı olan süreleri ifade eder. Güneşe, sıcağa, rutubete maruz bırakılan ürünler için geçerli tarihler değildir.

Bu bakımdan, üretimden, depolama, sevkiyat ve mağaza teslimatlarına kadar geçen sürede sıcaklık değerinin takibi ve kayıt altına alınması çok önemsenmelidir.

Günümüzde dağıtım araçlarının sıcaklık değerlerinin online olarak etkin ve anlık izlenebilmesi mümkündür.

Sıcaklık özellikle et, süt, balık ve donuk ürünler gibi hassas gıdaların korunmasında önemli parametredir.

Yasalar, gıda ürünlerinin sevkiyatı ve tüketimine kadar tüm aşamalarda üreticilerin uyması gereken sorumlulukları belirtmiştir. Ancak son satış noktalarında aynı dikkatin gösterildiğini söyleyemeyiz.

Elektrik kesintisi, dolap arızası veya dolap fişinin hatalı çekilmesi olayları ile “soğuk zincir” in bozulması sahnelerine çok sık rastlıyoruz.

İşte müşteri nezdinde farklılık yaratması kaçınılmaz olan bu rahatlık yüzünden önemli kayıplara uğruyoruz. Sakın sadece eriyen dolaplar yüzünden verdiğimiz fireleri kastettiğim düşünülmesin. Bunların bazılarını iade  ederek belki olası zararları azaltabiliriz ama şekil değiştiren ambalajlar yüzünden kaybettiğimiz prestij daha fazla önemsenmelidir.

Müşteri memnuniyeti kulaktan kulağa fısıldandığı gibi bozuk üründe ağızdan ağıza dolaşır. Her kaybedilen müşteriyi de geri getirmek o kadar kolay olmaz.

Kayıplar konu olunca; kontrol edemediğimiz kalitenin vereceği hasarın, hırsızın götürdüğünden az olmadığını görmemiz ve tedbir almamız gerekir.