Yazarlar

Krizin Panzehiri Başarılı Nakit Akış Yönetimi


Tarihe tanıklık ettiğimiz bir dönemden geçiyoruz. Bugün, işadamı ve yöneticiler olarak şapkayı önümüze koyarak düşünmenin günüdür. Biz işletme olarak krize nasıl yakalandık? Neleri doğru yaptık, neleri yanlış yaptık? Bundan sonra neler yapmalıyız?

Genel olarak işletmelerimizin güçlü yönlerini ele alırsak, sezgi gücü, çalışkanlık, esneklik ve üretim kabiliyetlerini en başta sayabiliriz. Özel sektör olarak birçok zorluğa rağmen, yıllardır üretime yatırım yapıyoruz. Dünya pazarlarına, kalitesiyle hizmetle rekabette üstün ürünler sunuyoruz.

Ancak bu arada ihmal ettiğimiz bir konu oldu. Finansal kontrol sistemlerini kuramadık.

Çoğu zaman maliyetimizi doğru hesaplayamadık. Karımızı dahi bilemedik.

Kendimizi satışın rüzgarlarına bıraktık. Büyüme ve yatırım kararlarımızı da yine satışın gidişatına bakarak verdik. Büyümenin finansmanını ve risklerini göz ardı ettik.

Geçen yıllarda verdiğim eğitim seminerlerinde “Karlılık ve Nakit Akış Yönetimi” konusuna başlarken şu soru ile başlıyordum. “Kar eden şirketler ekonomik krize girer mi?” Elbette benim o günlerde bahsettiğim kriz Nasrettin Hoca’nın fıkrasındaki “Küçük Kıyamet”ti, yani işletmenin kendi içinde yaşayacağı krizdi. Çözüm önerilerinde ise finansal kontrol sistemlerinin kurulmasının yanı sıra, satış ve ihracatta yapılacaklar ile krizinaşılması daha mümkün ve kolaydı. Bugün ise geçici bir dönem için satışta hem içeride hem de dışarıda durgunlukla baş başayız.

Dolayısı ile etkin bir Finans ve Nakit Yönetimi bugün iki kat önem kazanmıştır.

Küresel krizde en büyük sıkıntıyı çeken işletmeler maalesef yüksek stokla yakalanan, hesapsız kredi ve çek kullanan, alım satım vadeleri dengesiz olan işletmelerdir.

Peki, başarılı bir “Nakit Akış “ ve “Stok Yönetimi” için yapılması gerekenler nelerdir?

Elbette içinde yer aldığımız sektör ve rekabet koşularına göre bu sorunun cevabı değişebilir. Örneğin bozulma tehlikesi olan bir ürün üreten bir işletmeyle teknik özellikleri yıllara göre değişmeyen standart bir makine üreten bir firmanın, finansal bakış açıları farklı olabilir… Ancak “Kar Odaklı İşletme Yönetiminin” esasları aynıdır. Nakit Akışı’nın pozitif olabilmesi her zaman üç unsura bağlıdır.

n Alış (tedarik) vadesi-gün

n Tahsilat-gün

n Stokta bulundurma-gün = Nakit bakiyesi

Bu noktada, kredi ve sermaye ve karlılık üçlüsü devreye girer.

 

BAŞARILI BİR NAKİT AKIŞ           YÖNETİMİ İÇİN ÖNCELİKLE       YAPILMASI GEREKENLER:

 

n Satış prim sistemlerini tahsilat ve alacak dönüş hızı ile ilişkilendirin. Aylık tahsilat hedeflerinizi oluştururken dönem başı (ayın ilk günü) alacak tutarınızı, satış temsilcisi bazında (müşteri grupları) ayırın. Belirli bir yüzdenin (örneğin yüzde 90) ay içinde tahsilatı hedefini koyun

n Esnek bir yapı oluştun. Değişken giderlerinizin oranlarını artırın. Sabit giderlerinizin oranını düşürün. Satış arttıkça gider artsın veya satış azaldıkça azalsın.

n Finansmanla ilgili raporların güncel olmasını sağlayın. Yalnız kasa değil bankaların da günlük işlenmesi alacak takibinde çok önemlidir.

n Alacak takibinizi aylık ve haftalık hedefler ile yapın. Hedefin neresinde olduğunuzu günlük olarak  takip edin.

n Her ay başı en az 6 aylık Nakit Akış Tahmin Tablosu’nu yapın. Bu tablo gelir, gider ve ödeme planlarınızı ve mevcutlarını kapsar. Nakit Tahmin Tablonuzu oluşturabilmek için tüm gider ve gelir kalemlerinizi sınıflandırın. Son günlerde yaşanan satıştaki belirsizlik sizi yıldırmasın. Bu plan, hiçbir ödeme kalemin inatlanmaması ve sürprizlerin önlenmesine yarayarak, önemli bir fayda sağlar.

n Kriz dönemi sonrası, aylık gelir-gider ve kalanı göreceğiniz 6 aylık nakit planları, size hangi dönemlerde nakit ihtiyacınız olduğunu gösterecektir. Bu planlar, kredi kullanımı, bankalarla yapacağınız görüşmeler ve yatırım kararlarında ışık tutacaktır.

n Tüm dönemlerde mutlaka önünüzde iki plan olsun. İyimser ve kötümser plan.

n Yaptığınız Nakit Planları’nda önümüzdeki 6 ay için kesebileceğiniz firma çeklerinizin tutarını belirleyin. Örneğin Şubat vadeli firma çeklerinizde limitiniz 100.000 TL. olsun. Muhasebeciniz her çekin ekinde kalan kısmı size bildirsin.

n Kriz dönemi geçtikten sonra da, her zaman oluşacak nakit fazlanızın, bir kısmı likit kalmalıdır. Bu oranı Yönetim Kurulu ve Danışmanınız ile birlikte belirleyin.

n Ürün grubu bazında emniyet stok ve stok dönüş hedefleri koyun. Her ay sonu kontrol edin.

n Her ay mutlaka sayım yapın.

n Tedarikçilerinizi gözden geçirin. Fiyatı ucuz olduğu halde, malı zamanında teslim edemeyen tedarikçi, stok tutmanıza neden olur. Size daha pahalıyla gelir.

n Mutlaka stok tutmak gerekiyorsa yüksek tutarda alım yaptığınız ürünlerde, tedarikçinizle anlaşın, sizin adınıza bir miktar stok tutmasını sağlayın.

n Kredi ödemelerinizde güçlüğe düştüyseniz, banka yöneticileri ile görüşmekten kaçınmayın. Yeniden yapılandırma isteyin. Tersi olumsuz süreci hızlandıracaktır.

n Satışta risk takip sistemi kurun

n Kriz döneminde müşterilerinizi Pareto Analizi Yöntemi ile değerlendirin. Vade, karlılık ve ciroyu esas aldığınız bir gruplama yapın. Bu gruplar için farklı birer satış stratejisi geliştirin.

Son olarak yazımızı şu hikaye ile bitirelim.

Gazetecinin biri başarılı bir iş adamına soruyor:

– Başarınızı neye borçlusunuz?

– Cevap çok kısa iki kelime

– Nedir o iki kelime?

– Doğru kararlar

– Peki, doğru kararlar nasıl alınır?

– Tecrübe

– Peki, tecrübe nasıl oluşur?

– İki kelime

– Nedir o iki kelime?

– Yanlış kararlar

Her kriz tecrübedir. Yenilenmek ve dönüşümü kabul etmek, çözümün yarısıdır.