Yazarlar

Mağaza dekorasyonu


Mağaza dekorasyonunun çok fazla incelikleri vardır. Ben burada tamamını tek tek sayacak değilim. Ancak bu işe başlarken ortaya konması gereken önceliklerden  bahsedeceğim.

Tüketiciyi müşteri haline çevirebilmenin ilk şartı, onu mağazaya sokabilmektir. Bunun için de, başarılı vitrin oluşturmak veya vitrin kullanmayan gıda perakendecileri için başarılı cephe düzenlemesi yapmak çok önemlidir. Üzülerek belirtmeliyim ki; yerel perakendecilerimizin pek azının bütün şubelerinde standart bir cephe ve tabela uygulaması vardır. Çoğunlukla renk pantone kodlarının, yazı karakterinin ve logonun önceden belirlenmediği, göz kararı işçilikle oluşan acil üretimlerin mağaza açılışına yetiştirildiği çalışmalar izlemekteyiz.

Oysa dış tasarımdaki başarı insanları dükkân içine sokarken, iç tasarımdaki başarı ciroyu artırır. Yani önce insanları içeri sokacak çekiciliği yaratmak mecburiyetindeyiz.

Dükkân içi, müşterinin kendisini rahat hissedeceği şekilde düzenlenmelidir. Çalışanlar da aynı zamanda hedef kitle ile uyumlu birer müşteri olduklarından, bu konuda ayrı düşünülmesi gerekmez. Eğer müşteri-çalışan uyumu yoksa çalışan seçiminde hata var demektir. Önce bu hata giderilmelidir.

Ancak bazı durumlarda; dükkan sahibinin veya yöneticisinin dekorasyon kararını  kendi rahatına göre verdiği sahneler de karşımıza çıkmaktadır. Bu olumsuz örneğe en çok eczanelerde rastlamaktayız.

Eczacı, satış alanının en değerli yerine masasını koltuğunu yerleştirmekte ve kalan bölümde ilaç sergilemektedir. Üstelik devamlı da işlerin kötülüğünden ve ilaç karlarının düşüklüğünden yakınmaktadır. Oysa kendilerine ayırdıkları bölümlerde ilaç dışı kategorilerden ıtriyat, dermokozmetik, diyabetik besin ve tekstil, ortopedik ürünler gibi daha kârlı kategorilere yönelseler kârlılığa katkı yapmaları mümkündür.

Aynı durum bakkallarımızda, hatta yerel marketlerimizde de görülmektedir.

Dar cepheli mağazanın girişini geniş bir danışma bankosu veya yönetici bölümü ile işgal etmek en büyük verimsizlik sebebidir. Mağaza yöneticisine ayrılacak bölüm satış katında yer alamaz. En fazla hizmet reyonlarından birisinin depo kısmında küçük bir bölüm ayrılabilir. Önemli olan yöneticiyi rahat ettirmek değildir. Tam tersine rahatsız ederek yerinden kaldırmak ve satış alanı içinde dolaşmasını sağlamak amaçlanmalıdır.

“Öyle bir düzenleme yapalım ki, müşterinin başı dönsün ve bu ihtişamı başka bir mağazada göremesin” düşüncesi de ikinci yanlıştır. Zira önemli olan ürünü göstermektir. Dekorasyon öne çıkarsa ürün fark edilmez, dükkân müze gibi gezilir ve terk edilir.

Aydınlatma özel ihtisas konusudur. Satış alanının karanlık olması kadar aşırı aydınlık olması da rahatsızlık yaratır. Üstelik sadece genel aydınlatma ile yetinemezsiniz. Lokal ve efekt aydınlatma konusu uzmanlık ister. Zira bu iki çalışma da ürünün öne çıkmasına yardımcı olur.

Diğer bir uzmanlık konusu renk kullanımıdır. Psikolojik etkisi ile ferahlık veren ortamlar müşterinin o mekânda daha fazla kalmasını ve alışverişi zevkle yapmasını sağlar. Açık renkler ortamı büyük gösterdiği için iç mekânlarda, canlı renkler dikkat çektiği için dış mekânlarda kullanılmalıdır.

Mağaza içi teşhirlerde bile ürün renklerine göre yapılacak kombinasyonlar satışı artırır. Meyve sebzede domatesin birden fazla yerde, biber çeşitleri ve salatalık ile birlikte kullanılması kırmızı yeşil ağırlıklı bir tablo yaratır ve dikkat çeker.

Şarküteri tezgâhında, siyah ve yeşil zeytinin, satranç tahtası deseni gibi sergilenmesi ile satışının arttığını ise bizzat denemiş bulunuyorum.

Ürünler dekorasyonun önemli parçasıdır ve kesinlikle ayrı düşünülemez.

Ülkemizde ürün gruplarına uygun raf sistemleri üreten ve dünyanın her tarafına gönderen başarılı firmalarımız vardır. Bunun için perakendecilerimizi de şanslı sayabiliriz. Çünkü bu danışmanlıktan kolayca yararlanma imkânları vardır.

Raf sistemleri, ürünü taşıyan ve sunumunu yapan önemli demirbaşlardır. Perakendeciliğin cinsine, ürün grubuna ve satış alanının fiziki koşullarına göre farklılık gösterirler.

Satış alanının yatay olarak verimli kullanılmasını sağlamak üzere daha çok hareket edebilen satış üniteleri (podyum, sepet, askılık gibi) tercih edilmelidir. Depoda ise, her zaman bunların yedekleri bulundurulmalıdır.

Satış alanının dikey olarak verimli kullanılmasını sağlamak üzere de mutlaka ayarlanabilir rafların kullanılması önemsenmelidir. Bu şekilde mevsime göre değişen ürünlerin ölçüsüne uygun raf genişliği sağlanmalıdır.

Dekorasyon, sanatsal bir yaratıcılıktan önce hedef kitlenin beklentilerine göre şekillenmelidir.