Yazarlar

Mağaza kayıpları üzerine


Sensormatic’in Tyco Retail Solutions işbirliğiyle gerçekleştirdiği ‘Küresel Perakende Sektörü Kayıp Endeksi’ sonuçları açıklandı.

Kaynak olarak araştırma bilgilerini aynen vereceğim. Yanında ise kendi yorumlarımı (E.T.) sunacağım.

– Rapora göre; küresel boyutta kayıpların sektöre maliyeti 100 milyar USD seviyesinde gözüküyor.

E.T.: Evet bu fikir vermek açısından önemli bilgidir. Ancak karşılaştırma yaparken değer olarak ülkeleri ve şirketleri kıyaslamak anlamlı değildir. Zira cirosu yüksek olanın kayıp değeri de yüksek olur. Önemli olan kaybın oranıdır. Kıyaslamalar da sadece bunun üzerinden sağlıklı yapılabilir.

– Rapora göre; kayıp oranları ABD’de yüzde 1.85, Avrupa’da yüzde 1.83, Güney Amerika’da yüzde 1.81, Asya Pasifik Bölgesi’nde ise yüzde 1.75 şeklinde sıralanıyor.

E.T.: Yüzde 1’in üzerindeki bütün bu oranlar sorunludur ve tedbir almayı gerektirir. Araştırmayı yapanlara göre, ülkemizdeki sonuçlar da küresel tabloyla benzerlik gösteriyor. Başarılı perakendecilerimiz arasında kayıp oranı yüzde 1’i geçmeyen şirketler olduğunu biliyoruz. Elbette bunun tersine de şahidiz. Bu tabloda ortalamayı artıranlar yüzde 4’e kadar çıkan başarısız sonuçlardır.

Bu araştırma; kıta bazlı, ülke bazlı ve kategori bazlı olduğundan, şirket özelindeki örnekleri göstermiyor. Sadece ortalama oranlar tabloyu tarif ediyor. Bunun altını çizmekte fayda vardır.

Yani “yüzde 2’ye yakın kayıp oranı küresel gerçektir, bunun için biz de bu oranı hedef alalım” demek doğru bir yaklaşım değildir. Çünkü dünyanın her yerinde yüzde 1 civarında kayıp oranına sahip, işini iyi yapan perakendecilere rastlamak mümkündür.

– Rapora göre; tekstil ve aksesuar mağazaları en yüksek kaybın yaşandığı yerlerdir. Bu alanlarda kayıp yüzde 1.98 seviyesindedir. Departmanlı mağazalar, tüketici elektroniği ve yerel zincir marketlerde kayıp oranı yüzde 1.84 ile 1.79 oranında değişiyor. En düşük kayıp ise yüzde 1.73 ile hipermarketlerdedir.

E.T.: Tekstil ve aksesuar mağazaları, profesyonel hırsızların prova bahanesiyle en rahat görev icra ettikleri yerlerdir. Elektronik etiketi iptal edip, ürünü içlerine giyerek dükkandan çıkartmak gibi. Bu mağazalarda kış mevsiminde oran daha da yüksek olur.

– Rapora göre; mağazalarda yaşanan ürün kaybının dört önemli sebebi bulunuyor. İlk sırayı yüzde 34.34 ile dış hırsızlık alıyor. Tedarikçilerin neden olduğu kayıplar yüzde 24.28 ile ikinci sırada yer alırken, çalışan kaynaklı kayıplar yüzde 22.95’lik paya sahiptir. Yönetim kaynaklı sebepler ise yüzde 18.43 ile dördüncü sıradadır.

E.T.: Şimdi burada önemli bir şeyin altını çizelim. En fazla dikkat verdiğimiz konu müşteri hırsızlığıdır değil mi? Görüldüğü gibi toplam kayıpların sadece üçte biri müşteriye aittir.

Müşteriye gösterilen dikkat tedarikçiye de gösterilse; evrakta yazandan eksik teslimat ve /veya yazılı olandan daha fazla ürün iadesinin önüne geçilir.

Araştırmada yer alan ama ayrıca belirtilmeyen bir kayıp çeşidi de tedarikçi- çalışan ortaklığında gerçekleşmektedir. Bunun senelerce sürdüğü işletmeler vardır. Elbette birçoğunu tedarikçi direk yapmıyor. Hatta büyük ihtimalle haberi bile olmuyor. Aracı kıldığı kişiler yapıyor. Yani bu da bir nevi çalışanların ortak hırsızlığıdır.

Anlaşılması bakımından bir örnekle açıklayayım. Tedarikçi, fatura ve irsaliye üzerinde 10 teker kaşar peynirini teslim etmiş gözüküyor. Perakendeci tarafı ise 8 tekeri teslim alıyor. Birer teker daha sonra ortaklar arasında dışarda paylaşılıyor. Bunun çözümü, ana depo sevkiyatlarının oranını artırmak, tedarikçi sevkiyatlarını asgari düzeye indirmektir.

Çalışan kaynaklı kayıpları azaltmanın bir kaç yolu vardır. İyi izleme, anında cezalandırma ve bunu diğer çalışanlara da duyurma ancak caydırıcı olabilir. Gezdiğim birçok mağaza deposunda boş yiyecek ve içecek ambalajlarına rastlıyorum. Bunun gözden kaçması mümkün değildir, mağaza müdürünü de bağlar.

Yönetim kaynaklı hataların başında, yapılan kaydi hatalar geliyor. Kaydi envanteri ile fiili envanteri arasında makul kayıp oranının 3 katı kadar fark olan perakendeciler vardır. Elbette bu da çok önemli bir risk teşkil ediyor.

– Rapora göre; kayıp oranlarında en yüksek payı yüzde 2.32 ile İtalya alıyor. Hindistan ve Fransa ise küçük farklarla bu ülkeyi takip ediyorlar. Almanya ise yüzde 1.43 ile en başarılı ülkedir.

E.T.: Hiç şaşırtıcı değildir. İtalya ve Fransa en fazla göç alan ülkelerdir ve kayıpların her türünde bu durum mağazaları zorlamaktadır. Aynı sonucu gelecekte ülkemizde de bekliyorum. Hatta yükselme trendine geçtiğini de duyuyorum. Almanya’nın başarısı, denetimdeki üstünlüğü kadar göçmen profilinin farklı olmasından kaynaklanıyor (Türk, Polonyalı ve Rus ağırlıklı).

– Rapora göre; kayıp değeri açısından bakıldığında ABD 42 milyar USD’nin üzerinde bir tutarla ilk sırayı alıyor. Çin 13.5 milyar USD ile ikinci sırada, İngiltere ise yaklaşık 7.5 milyar USD ile Çin’i izliyor.

E.T.: Bunda da şaşırtıcı bir durum yoktur. Yazının başında belirttiğim gibi ciro sıralamasıyla uyumlu bir neticedir. Yani buradan çıkartacağımız bundan fazla bir sonuç yoktur. Kayıp değeri, öncelikle ciro büyüklüğüne göre şekillenir.

– Rapora göre; Avrupa perakende pazarında indirim marketleri yüzde 2.24, istasyon marketleri yüzde 2.05, toptan marketler ise yüzde 2.01 ile en fazla kaybın yaşandığı mekanlardır.

E.T.: Bu üç formatın ortak özelliği minimum sayıda personel çalıştırmalarıdır. İşte insan faktörü de burada öne çıkıyor. İşine odaklanmış eksik kadronun denetimde aciz kalacağı baştan kabul görmelidir.

Müşterinin de, tedarikçinin de, çalışanın da üzerinde hissetmediği bakışlar cesaretini artırır. İstasyon marketlerin 24 saat çalıştığını da unutmayalım.

Teknoloji destekli güvenlik önlemleri en çok bu formatlar için gereklidir.

Sonuçta; sektörün ihtiyacı olan en yeni teknolojileri içeren güvenlik çözümlerini üreten başarılı şirketlerle işbirliği zorunludur. Bu konuda yapılacak küçük yatırımların ne kadar büyük problemleri çözebileceğini senelerdir anlatmaya çalışıyorum.

Keşke sadece kayıplar yüzünden batan şirketleri de açıklayabilseydik. Evet sayıları da hiç az değildir. Bu da bize teknoloji desteği yanında hem güvenilir insan faktörünün hem de donanımlı kadroların önemini anlatıyor.

İşe alırken iyi araştırma, iş sırasında iyi denetim, iyi ücret politikası, adaletli ödül ve ceza sistemi, mağazanın zimmetlendiği sorumluların varlığı, başlıca geliştirilmesi gereken konulardır.

Sahipsiz mağazalar hem içerden hem dışardan soyulur.

Mağaza stoğundan sorumlu olmayan bir yetkili esasında ne kadar etkilidir?

Bunu kendimize sık sık sormalıyız.

“Benim mağazamda hırsızlık olmaz” diyen bir yetkilinin süpermarketinden, Genel Müdür’ün izniyle ve Bölge Müdürü’nün refakatinde kasaya uğramadan 4 adet bisiklet çıkarttım. Bir diğer mağazadan en büyük boy deterjanları yakındaki başka bir dükkana taşıdım.

Buna benzer çalışmalar her işletmede yapılmalı ve bu uyku haline dikkat çekilmelidir. Kontrol zafiyeti de mutlaka cezai yaptırımla sonuçlanmalıdır.

ERCÜMENT TUNÇALP/PERAKENDE DANIŞMANI