Yazarlar

Perakende satış mağazalarında müzik yayını yapılmasına ilişkin genel esaslar


Günümüz ticari hayatında, ticaret hacmini artırmak, ilgi ve dikkati çekmek için bir çok ürün ve araçlardan yararlanılır. Ticari işletmelere, hedef kitlelerine ulaşmak amacıyla çeşitli yöntemlere başvurdukları gibi ticari sahasına giren müşterilerine de, satış esnasında çok çeşitli ürün ve hizmet sunmaktadırlar. Bu kapsamda en eski ve bilindik yöntemlerden birisi de “müzik ve müzikal eserlerin” kullanılmasıdır.

Konu ülkemizde 5846 Sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ile düzenlenmiştir. Yasanın amacı 1. Maddesinde;

MADDE 1.- Bu Kanunun amacı, fikir ve sanat eserlerini meydana getiren eser sahipleri ile bu eserleri icra eden veya yorumlayan icracı sanatçıların, seslerin ilk tespitini yapan fonogram yapımcıları ile filmlerin ilk tespitini gerçekleştiren yapımcıların ve radyo-televizyon kuruluşlarının ürünleri üzerindeki manevi ve mali haklarını belirlemek, korumak, bu ürünlerden yararlanma şartlarını düzenlemek, öngörülen esas ve usullere aykırı yararlanma halinde yaptırımları tespit etmektir.

olarak tanımlanmıştır.

Yine yasa eser ile eser sahibine ilişkin tanımı da Yasanın 1/B maddesinde açıklamış bulunmaktadır.

TANIMLAR

MADDE 1/B.- (Ek: 4630 – 21.2.2001 / m.2) Bu Kanunda geçen tanımlardan;

a) Eser: Sahibinin hususiyetini taşıyan ve ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri olarak sayılan her nevi fikir ve sanat mahsullerini,

b) Eser sahibi: Eseri meydana getiren kişiyi,

ifade eder.

Müzik eserinin ne olduğunu da yasa 3. maddesinde;

II. MUSİKİ ESERLERİ :

MADDE 3 – Musikî eserleri, her nevi sözlü ve sözsüz bestelerdir.

Olarak tanımlamıştır.

Fikir ve Sanat Eserleri hukuku, eserlere, sahiplerinin haklarına ve korumaya ilişkin kuralların tümünü içerir. Fikir ve sanat eseri üzerindeki haklar, eser sahibinin maddi menfaatlerini korumak amaçlı olarak düzenlenmiş hükümler bütünüdür.

Fikir ve sanat eserinin çekirdeğinde edebiyat, müzik ve sanat eserleri yer alır. Sanat eserleri, mimari dâhil tüm güzel sanat eserlerini kapsar. Günümüzde bu kavram genişlemiştir. Bilim ve sinema, maket, harita, elişi, süsleme gibi uygulama sanatları,  koreografi ve pandomim ve günümüzün en güncel kavramlarından olan bilgisayar programları ile veri tabanları hukuki düzenleme kapsamında kalmaktadır.

Yasanın belirtilen tanımları kapsamında, perakende satış sektöründe mağazalarda, müşterilere ulaşacak şekilde yapılan sesli, görüntülü tüm müzik yayınları Yasanın uygulama kapsamında gireceği açıktır.

Fikir ve sanat eserleri endüstrisindeki gelişmeler ile teknik buluşların ulaştığı   düzey, eser sahibinin korunması kavramına yeni bir boyut kazandırmıştır. Bu bestenin CD’sinin veya ses kasetlerinin çeşitli mahallerde (otellerin lobilerinde, belli bölümlerinden, müzikli çaylarda, düğünlerde, restoranlarda, kahvelerde, pastanelerde, defilelerde, uçaklarda, trenlerde, otobüslerde çalınmaları veya görüntülü video kasetleri ve diğer araçlarla gösterimleri) yayınlanması/gösterilmesi olağan ve yaygın hale gelmiştir.

Umuma açık alanlarda yapılacak yayınlara ilişkin düzenleme Yasanın 41. maddesinde düzenlenmiştir.

4. UMUMA AÇIK MAHALLERDE ESER, İCRA, FONOGRAM, YAPIM VE YAYINLARIN KULLANILMASI VE/VEYA İLETİLMESİNE İLİŞKİN ESASLAR:

MADDE 41.- (Değişik madde ve başlığı: 5101 – 3.3.2004 / m.11) Girişi ücretli veya ücretsiz umuma açık mahaller; eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanım ve/veya iletimine ilişkin 52 nci maddeye uygun sözleşme yaparak hak sahiplerinden veya üyesi oldukları meslek birliklerinden izin alır ve sözleşmelerde yazılı mali hak ödemelerini bu madde hükümlerine göre yaparlar.

Eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanan ve/veya ileten umuma açık mahaller; mahallin bulunduğu bölgenin özelliği, mahallin nitelik ve niceliği, fikri mülkiyete konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların mahalde sunulan ürün veya hizmetin ayrılmaz bir parçası ve ürün veya hizmete katkısı olup olmadığı ve benzeri hususlar dikkate alınmak suretiyle sınıflandırılır veya sınıflandırma dışı bırakılır.

Faaliyet gösterdikleri sektörlerde; eser sahipleri ve/veya bağlantılı hak sahipleri meslek birlikleri, yapılan sınıflandırmaya bağlı olarak eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların kullanımından ve/veya iletiminden kaynaklanan ödemelere ilişkin tarifeleri tespit ederler. Meslek birlikleri ile umuma açık mahaller arasındaki sözleşmeler, bu tarife bedelleri veya taraflarca yapılabilecek müzakereler sonucu belirlenecek bedeller üzerinden yapılır.

Tarifelere ilişkin sözleşmelerde takvim yılı esas alınır ve bu tarifeler takvim yılı başından itibaren geçerli olur.

Bu madde hükümlerinin uygulanmasını teminen:

1. Meslek birlikleri temsil ettikleri eser, icra, fonogram ve yapımlar ile üyelerine ilişkin bilgileri, Bakanlığa bildirmek zorundadırlar. Bu bildirimler her üç ayda bir güncellenir ve Bakanlıkça oluşturulan ortak bir veri tabanı üzerinden ilgili taraflara açılır.

2. Eser sahipleri alanında kurulmuş meslek birlikleri veya bağlantılı hak sahipleri alanında kurulmuş meslek birlikleri veya aynı sektörlerde faaliyet gösteren meslek birlikleri, biraraya gelerek protokole bağlamak suretiyle ortak tarifeler belirleyebilirler. Ortak tarifeler protokole taraf meslek birlikleri açısından bağlayıcıdır.

Meslek birlikleri, tarifeler veya ortak tarifeleri her takvim yılının dokuzuncu ayında kullanıcıları temsil eden ve kanunla kurulmuş kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ile Bakanlığa bildirirler ve kamuoyuna duyururlar. Umuma açık mahaller, müzakere ve sözleşme yapılmasına ilişkin verecekleri bağlayıcı nitelikteki yetki belgeleri ile üye oldukları meslek kuruluşları aracılığıyla da tarifeleri veya ortak tarifeleri müzakere edebilir ve sözleşme yapabilirler. Ancak, tarifelerin götürü usulde tespit edilmesi halinde umuma açık mahaller sadece meslek kuruluşları aracılığı ile müzakere edebilir ve sözleşme yapabilirler.

Onuncu ayda umuma açık mahaller veya meslek kuruluşları ile meslek birlikleri arasında tarifeler veya ortak tarifeler üzerinde uzlaşma sağlanamaması ve sözleşme yapılamaması halinde, en geç bu ayın sonuna kadar, meslek birlikleri ve/veya meslek kuruluşları tarafından bu tarifelerin Bakanlıkça oluşturulacak uzlaştırma komisyonunda müzakere edilmesi talep edilebilir.

Uzlaştırma komisyonu, taraflardan birinin talebi ve Bakanlığın uygun görmesi halinde, tarifeleri müzakere etmek üzere, Bakanlık tarafından talep tarihinden itibaren onbeş gün içinde oluşturulur. Komisyon Bakanlıktan bir, Rekabet Kurumundan iki temsilci ve ilgili meslek birlikleri ile kullanıcıları temsil eden meslek kuruluşlarının birer temsilcisinden oluşur. Bakanlık temsilcisi aynı zamanda komisyon başkanıdır. Aynı usulle, komisyon üye sayısı kadar yedek üye seçilir. Komisyonun sekretarya hizmetleri Bakanlık ilgili birimi tarafından yürütülür.

Komisyon, oluşturulduğu tarihten itibaren onbeş gün içinde, raporunu hazırlayarak, Bakanlığa ve taraflara bildirir. Umuma açık mahaller ve meslek birlikleri, Komisyon raporunun açıklandığı tarihten itibaren onbeş gün içinde, meslek birliklerinin açıklamış oldukları tarifeleri veya müzakereler neticesinde mutabakata vardıkları tarifeleri sözleşmeye bağlayabilirler.

Meslek birliklerince belirlenen tarife veya ortak tarifeler üzerinden sözleşmenin yapılmaması halinde, taraflar yargı yoluna başvurabilirler. Yargılama sürecinde, bir önceki yıl sözleşme yapmış olan mahaller, ilgili meslek birlikleri aksini bildirmedikçe, dava konusu tarifenin 1/4’ünü dava sonuçlanıncaya kadar her üç ayda bir meslek birlikleri adına açılmış banka hesabına yatırmak suretiyle eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilir ve/veya iletebilirler. Bir önceki yıl sözleşme yapmamış umuma açık mahaller ile ilk defa sözleşme yapacak umuma açık mahallerin bu fıkrada öngörüldüğü şekilde eser, icra, fonogram, yapım ve yayınları kullanabilmeleri ve/veya iletebilmeleri ise ilgili meslek birliklerinin iznine bağlıdır. Dava sonuçlanıncaya kadar bu şekilde ödenen miktar, mahkeme kararıyla tespit edilen tarife bedelinden mahsup edilir.

Tarifelerin tespit edilmesinde ve uzlaşmazlıkların hallinde, bu Kanunun 42/A maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan, tarife tespitine ilişkin esaslar dikkate alınır.

Mahallerde kullanılan ve/veya iletimi yapılan eser, icra, fonogram, yapım ve yayınlar üzerinde hak sahibi olan gerçek veya tüzel kişiler, bunların kullanımına ve/veya iletimine ilişkin ödemelerin yapılmasını (…)(*) yetki verdikleri meslek birlikleri aracılığı ile talep edebilirler. Sinema eserleri bakımından bu fıkranın uygulanması zorunlu değildir.

Sınıflandırma, uzlaştırma komisyonuna başvuru halinde Bakanlıkça alınacak ücretler ve uzlaştırma komisyonunun çalışması ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Bakanlıkça çıkarılacak yönetmelik ile belirlenir.

Yasa gereğince, bir müzik eserinin umuma açık alanlarda yayınlanması halinde, bu yayının Yasa kapsamında olacağını belirtmekle birlikte, yayının yapıldığı alana (coğrafi durumu, büyüklüğü, ticari faaliyet konusu, yayının işletmeye katkısı ve diğer nedenler) göre fiyatlandırmanın yapılması gerektiğine işaret etmektedir. Yasa bu hükmü ile özellikle telif konusunda faaliyet gösteren meslek birliklerinin çok yüksek oranda ücret talep etmelerinin önüne geçmek istemektedir. Yine yasaya göre İstanbul ilinde bulunan bir mağaza ile Tekirdağ Saray’da bulunan mağazadan talep edilecek olan ücretin farklı olması esasını getirmektedir. Zira müzik yayını aynı olmakla birlikte, bu yayının mağazanın bulunduğu yer, özellikleri ve satışa etkisi gibi hususlar yönünden farklılık arz edeceği izahtan varestedir. Yasadaki tanımdan yola çıkarak, umuma açık alanda yayın yapılan yerlerin sınıflandırılmasında aşağıda belirtilen hususların dikkate alınması gerekecektir.

a)      Umuma açık mahallin özelliği,

b)     Mahallin nitelik ve niceliği,

c)      Fikri mülkiyete konu eser, icra, fonogram, yapım ve yayınların, ilgili mahallerde sunulan ürünün ve hizmetin ayrılmaz parçası niteliği taşıyıp taşımadığı ve bunların ürüne ve hizmete olmadığı ve benzeri hususlar.

Olarak tanımlama yapılacaktır.

Yasanın içeriğinde dikkat çekici olan bir hususta müzik yapımcıları ile yapılacak olan sözleşmelerde karşı taraf olarak meslek gruplarının da olabileceği ve bu gruplar arasında sözleşme yapılabileceğini hüküm altına almıştır.

Şu haliyle Yasaya göre PERDER gerek yerel ölçekte gerekse de Federasyon olarak karşı taraflar (MESAM, MÜYAP vd.) ile sözleşme yapabilecektir. Bunun neticesi olarak da çok üyeli ve geniş katılımlı güçlü bir Federasyon üyeleri lehine çok uygun şartlarda anlaşma yapmış olacaktır.

Yasaya aykırı yayın yapılması halinde ise Yasanın 67 ve 68. Maddelerinde düzenlenmiş bulunan tazminat davaları ile karşı karşıya kalınacağı gibi yine yasada düzenlenmiş bulunan cezai müeyyidelerin de uygulanması söz konusu olabileceğini unutmamak gerekir.

 2. MANEVİ HAKLARA TECAVÜZ HALİNDE :

MADDE 67 – Henüz alenîleşmemiş bir eser, sahibinin rızası olmaksızın veya arzusuna aykırı olarak umuma arzedildiği takdirde tecavüzün ref’i davası, ancak umuma arz keyfiyetinin çoğaltılmış nüshaların yayımlanması suretiyle vâki olması halinde açılabilir. Aynı hüküm, esere, sahibinin arzusuna aykırı olarak adının konulduğu hallerde de câridir.

Eser üzerinde sahibinin adı hiç konulmamış veya yanlış konulmuş yahut konulan ad iltibasa meydan verecek mahiyette olupta eser sahibi 15’inci maddede zikredilen tesbit davasından başka tecavüzün ref’ini talep etmişse, tecavüz eden gerek aslına, gerek tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalar üzerine eser sahibinin adını derç etmeye mecburdur. Masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, hükmün en fazla 3 gazetede ilânı talep edilebilir.

32, 33, 34, 35, 36, 39 ve 40’ıncı maddelerde sayılan hallerde yanlış veya kifayetsiz kaynak tasrih edilmiş veyahut hiç kaynak gösterilmemişse ikinci fıkra hükmü uygulanır.

Eser haksız olarak değiştirilmiş ise hak sahibi aşağıdaki taleplerde bulunabilir:

1. Eser sahibi, eserin değiştirilmiş şekilde çoğaltılmasının, yayım ve temsilinin, radyo ile yayımının menedilmesini ve tecavüz edenin, tedavülde bulunan çoğaltılmış nüshalardaki değişiklikleri düzeltmesini veya bunların eski haline getirilmesini talep edebilir. Değişiklik, eserin, gazete, dergi veya radyo yayımı sırasında yapılmışsa eser sahibi, masrafı tecavüz edene ait olmak üzere, eseri değiştirilmiş şekilde yayımlamış olan bütün gazete, dergi ve radyo idarelerinden değişikliğin ilân yolu ile düzeltilmesini talep edebilir;

2. (Değişik : 4110 – 7.6.1995) Güzel sanat eserlerinde eser sahibi asıldaki değişikliğin kendisi tarafından yapılmadığını veya eserdeki adının kaldırılmasını yahut değiştirilmesini talep edebilir. Eski halin iadesi mümkün ise değişikliğin izalesi ammenin veya malikin menfaatlerini esaslı surette haleldar etmiyorsa eser sahibi eseri eski hale getirebilir.

3. MALİ HAKLARA TECAVÜZ HALİNDE :

MADDE 68 – (Değişik: 4110 – 7.6.1995) (Değişik 1. fıkra: 4630 – 21.2.2001 / m.25) Eser, eser sahibinin izni olmadan çevrilmiş, sözleşme dışı veya sözleşmede belirtilen sayıdan fazla basılmış, diğer biçimde işlenmiş veya radyo-televizyon gibi araçlarla yayınlanmış veya temsil edilmiş ise; izni alınmamış eser sahibi, sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya emsal veya rayiç bedel itibarıyla uğradığı zararın en çok üç kat fazlasını isteyebilir. Bu bedelin tespitinde öncelikle ilgili meslek birliklerinin görüşü esas alınır.

Bir eserden izinsiz çoğaltma yolu ile yarar sağlanıyorsa ve çoğaltılan kopyaları satışa çıkarılmamışsa, eser sahibi; çoğaltılmış kopyaların, çoğaltılmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya maliyet fiyatını aşmamak üzere çoğaltılmış kopyaların ve çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri gereçlerin uygun bir bedel karşığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltma yoluna giden kişinin yasal sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

Bir eserin izinsiz çoğaltılan kopyaları satışa çıkarılmışsa veya satış haksız bir tecavüz oluşturuyorsa, eser sahibi tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkrada yazılı şıklardan birini seçebilir.

Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

MADDE 68 (Değişik: 5728 – 23.1.2008 / m.137) Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya hertürlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması halinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.

İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmamışsa hak sahibi çoğaltılmış kopyaların, çoğaltmaya yarayan film, kalıp ve benzeri araçların imhasını veya üretim maliyet fiyatını geçmeyecek uygun bir bedel karşılığında kendisine verilmesini ya da sözleşme olması durumunda isteyebileceği miktarın üç kat fazlasını talep edebilir. Bu husus, izinsiz çoğaltanın hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmaz.

İzinsiz çoğaltılan kopyalar satışa çıkarılmışsa hak sahibi, tecavüz edenin elinde bulunan nüshalar hakkında ikinci fıkradaki şıklardan birini kullanabilir.

İkinci ve üçüncü fıkraların eser sahibinden başka hak sahiplerince uygulanabilmesi için eser sahibinin bu Kanun’un 52 nci maddesine uygun yazılı çoğaltma izni aranır.

Hak sahiplerinden biri, ikinci ve üçüncü fıkralar uyarınca talepte bulunduklarında Ceza Muhakemesi Kanunu‘nun el koymaya ilişkin hükümleri delil elde etmek amacı dışında uygulanmaz.

Bedel talebinde bulunan kişi, tecavüz edene karşı onunla bir sözleşme yapmış olması halinde haiz olabileceği bütün hak ve yetkileri ileri sürebilir.

Yasanın belirtilen hükümleri telif hakları ücreti olarak özetlenebilecek talepleri ve bu taleplere bağlı hakları düzenlemektedir.

Günümüzde artık, telif hakkına ve bunun yasal düzenlemesine aykırı olarak kazanç elde edilmesine müsaade edilmemesi yanında benzer işi yapanlar arasında da haksız rekabetin önlenmesi açısında da yukarıda belirtilen hükümler önem taşımaktadır. Zira aynı iş kolunda faaliyet gösteren iki firmadan birisinin telif ücreti ödüyor olması diğerinin ödememesi halinde, ortada rekabeti bozucu, haksız kazanç sağlamaya neden olabilecektir.

Ticari hayatın vazgeçilmezleri arasında yer alan ve müşteri ilgisini çekmek amaçlı kullanılan müzikli (gerek görsel gerekse de işitsel) her türlü mağaza içi yayın yapılması 5846 Sayılı Yasa kapsamında kalacağı ve maddi ve manevi hak ve taleple karşılaşılacağı unutulmamalıdır.

Diğer yandan telif haklarına ilişkin sözleşmelerin hazırlanmasında PERDER’in üyeleri adına sözleşme koşullarını belirlemesi ve özellikle Yasanın 41.maddesinde tanımını bulunan sözleşme koşullarının belirlenmesine müdahil olması üyeleri yararına olacaktır.

Özelikle müzik yayınının perakende satış mağazalarında olmazsa olmaz bir durum olmadığı, ticari iştigal konusunu gerçekleştirilmesine çok önemli katkısını bulunmadığı, müşteri ilgisinin fiyat, hizmet kalitesi, güler yüzlü hizmet, sağlıklı ve yasal mevzuata uygun ürün satımından geçtiği, düşünüldüğünde olası müzik yayınları için ücret ödenmemesi ya da çok cüz’i ücret ödenmesi gerekeceği değerlendirilmektedir.