Yazarlar

Perakendeyi bekleyen fırsatlar


Perakende zirvesinin geçen seneki sonuç bildirgesi; ” Perakendeciler için hedef 250 milyonluk bölge coğrafyasıdır” şeklinde bağlanmıştı.

Bu sene ise bana sektörün önündeki fırsatları anlatma görevi verilince, başlangıcı buradan yapmayı uygun buldum. Zira bu coğrafyayı bizden iyi okuyacak bir ülkenin çıkamayacağını biliyorum. Ancak geç kalırsak bu imkanı elimizle teslim edeceğimiz ülkeler çıkabileceğine de eminim.

Bu yolda en büyük avantajımız Türkiye Perakende Federasyonudur. Üyeler bir taraftan yurtiçinde tatlı rekabeti sürdürürken, yurtdışı faaliyetler için ise milli takım olarak ticari güçlerini birleştirebilirler.

Şu anda yurtdışında 3000 e yakın tekstil ağırlıklı Türk markalı mağaza vardır. Bu bizi ateşlemeli ve gıda perakendeciliğinde de rafları Türk markaları ile dolu süpermarketlerimizin sayısını artırmalıyız.

Bu konuda en önemli birinci fırsat, her hızlı tüketim kategorisinde yabancıların tercih ettiği markalarımızın olmasıdır. İkinci fırsat bütün dünyaya raf ve dolap satan başarılı firmalarımızın varlığıdır.

Teknolojiyi kullanmaya yatkın genç insan kaynağımız da bir diğer avantajımızdır.

İşte bu rüzgar ile Arap baharının getirdiği fırsatları iyi değerlendirmeliyiz.

Çok seyahat eden bir başbakanımız var. Sektör temsilcilerimiz o kafilelerde yer almalı ve o sıcak atmosferden yeni iş imkanları çıkartmalıdırlar. Zira bütün körfez ülkeleri, başta Suudi Arabistanlı yatırımcılar olmak üzere artık Mısır ve Tunus gibi ülkeler yerine Türkiye’deki yatırım olanaklarını araştırıyorlar. En risksiz gördükleri bu yatırım ortamı bizim fırsatımız olmalıdır.

Şu anda Türkiye, Suudi Arabistan dış ticaret hacminden aldığı pay olarak 18. sıradadır. Ama 10. sıraya yükselmemiz çok mümkün gözükmektedir.  Körfez ülkelerinin herbiriyle de benzer durum yaşanabilir.

Peki ortak çalışma konusunda hazırlıklımıyız ?

Önce yurt içindeki şirket satınalmalarının eski hızını kaybettiğini ve şekil değiştirdiğini bilelim.  Ülkemizdeki yabancı perakendecilerin artık şubeleri seçerek almak istemeleri, eskisi gibi karlı satışları gündemden düşürmüştür. O zaman bu tarafı ihtimal dışında tutarak işimize odaklanmalıyız.

Yukarda bahsettiğim dış yatırımcı ise hem küresel anlamda hemde ülkemizde stratejik ortaklıkların ve satınalmaların peşindedir. Yeterki şirketin mevcut durumunu, ortaklık veya satınalmaya uygunluğunu ortaya iyi koyalım. Şirket değerinin alt ve üst aralıklarının belirlenmesi konusu, uzun çalışmaları gerektiren rehberlik ve uzmanlık gerektirmektedir. Ülkemizde bu konuda da başarılı şirketlerimiz vardır ve onlarla çalışılmalıdır. Hazırlıksız yakalanmamak için dosyalar hazırlanmalı ve sık sık da revize edilmelidir.

Yeni Türk Ticaret Kanunu her zaman hazır olmak için bir fırsattır. Yeni kanun bu güne kadar halka açık şirketler için düzenlenmiş bulunan kurumsal yönetimi neredeyse tüm işletmeler için kurala bağlamıştır.

Temel felsefe olarak;

1- Şirketlerin ve İşletmelerin şeffaflaşmasını,

2- Küresel normlara dayalı çağdaşlaşma ve kurumsal yönetimi,

3- Avrupa Birliği ile uyum sağlamayı,

4- Ticari, mali ve finansal alanda hukuki bir çerçeve çizmeyi,

5- Mevcut sorunlara modern normlar eşliğinde bir çözüm üretmeyi amaçlamıştır.

İnternet üzerinden satış, yeni mağaza yatırımı yapmadan ilave ciroların sağlanması demektir.

2011 yılında dünyadaki e-ticaret toplam cirosu 10 trilyon dolardır. İlk 3 sırada Amerika, Çin ve İngiltere bulunuyor. (Üç ülkenin toplam cirosu 5,5 trilyon dolar)

2011 yılında Türkiyedeki e-ticaret cirosu 23 milyar tl dir. 2012 yılının ilk 7 ayındaki 17,5 milyar tl. ciro, yıl sonunda 34 milyar tl. ye ulaşılacağına işarettir. Bu ise % 48 büyüme demektir. 2013 yılında e-ticaret hacminin 50 milyar lirayı aşacağı beklenmelidir.

Bazı ülkelerde kare kod teknolojisi kullanılarak sokağa, metro istasyonuna sanal mağaza kuruluyor. Hemen değişik bir format olarak gündeme alabiliriz.

Birçok fırsatta tehdide dönmek üzeredir. Perakende yasası olmaması sınırsız hareket imkanı veriyor. Bu bakımdan güçlü zincirler yasanın çıkmasını istemiyor. Ve bunu fırsat bilen istediği yere AVM, istediği yere süpermarketi konduruyor.

Elbette bunun kötü gidiş olduğu açıktır.

Zira hem plansız yatırımlar hem de yukarda belirttiğim gibi alışverişin e- ticaret kanalına kayması mağaza giderlerinin ciro içindeki payını yükseltecek, buda mağaza perakendeciliğini karsız bırakacaktır. Bunun için değişik formatlar arasındaki geçişler zamanında yapılmalıdır.

Artık fiziki büyüme ve enflasyon üzerindeki ciro artışları zorlaşmıştır. Bu durumda her yeni satış mekanı ilavesi ile mevcut cirolar paylaşılacaktır. Yani karlılığın azalacağı kesindir.

İşte Nielsen’in yılın ilk 9 ayına ait verileri: Ulusal ve lokal zincirlerde yüzde 12,4 büyüme tespit edilmiş.  Satış alanı değişimine baktığımızda ise yüzde 7,6 büyüdüklerini öğreniyoruz. Enflasyon oranı altındaki her büyümenin küçülme olduğu da açıktır.