Yazarlar

TÜRK PERAKENDESİ VE ACİL İSTATİSTİK!


Drucker’ın “Ölçemediğiniz şeyi yönetemezseniz” sözünü bir miktar değiştirerek  “bilmediğinizi ölçemez; ölçemediğinizi de yönetemezsiniz” diyerek Türk Perakendesinin yakın gelecekteki en büyük sorununun, “Pazar Araştırmaları alanındaki büyük eksiklikler ve Sektörün ayrıntılarına ilişkin İstatistiklerin olmayışı” olduğunu düşünüyorum. Piyasalar değişik dönemlerde birçok faktörün etkisiyle zaman zaman durgunlaşmış, hatta gerilemiştir. Bu süreç elbette atlatılacak ve ekonomi eski günlerine elbette geri dönecektir. Bunca yavaşlamaya rağmen perakende metrekare bazında yüzde 25 büyümüştür. Ciro kayıpları yaşanmış olması büyümeye engel olamadı. Bu durumda bize düşen uzun vadeli düşünerek, perakendenin sağlıklı büyümesine ve sürdürülebilir başarı elde etmesine sağlayabileceğimiz katkıları dile getirmek olmalıdır.
Türkiye, son on ila onbeş yıl perakende sektörünün hızla gelişmesinin önünü açacak çok önemli yapısal değişimlerden geçti. Özellikle köyden kente göçün hızlanması ve şehir nüfuslarının hızla artması başta ekonomik, politik ve toplumsal problemler olmak üzere birçok sorunu beraberinde getirmesine karşın bu hızlı yığınlaşma, insanların yaşam şekilleri ve alışkanlıklarında yarattığı değişimle perakende sektörünün önünü durdurulamaz bir biçimde açmış oldu. İşte bu süreçte perakendeye yatırım yapan kuruluşlar ya da bir nedenle (ki, mecburiyette bu nedenler arasında sayılabilir!) kendisini bu sektörün içinde bulan girişimciler, bugünlere kadar büyümelerini sürdürerek geldiler. Türkiye bu manada gerçektenden de yatırım yapılacak bir ülke konumunda oldu hep.
Türk Perakendesinin sorunları birçok defalar değişik platformda, değişik kurum ve kuruluşlarca dile getirildi, getirilmeye de devam ediyor. Ancak şu unutulmamalıdır ki; sektöre ilişkin verileri sağlıklı bir biçimde elde edilmiş kontrollü verilerle destekleyemediğiniz sürece hiçbir problemin içeriğini gerçek manada algılayamazsınız.
Perakende sektörünü tanımlayabileceğimiz sağlam bilgilere ulaşmak Türkiye’de neredeyse imkânsızdır. Bu konuda başvurulacak ilk kaynak Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) olmasına karşın inanın pekte önümüzü görebileceğimiz kadar şeffaf, doğru ve güncel bilgilere ulaşmanız imkânsızdır. En son içinde bulunduğum bir Avrupa Birliği Projesinin yazımı esnasında bu sıkıntıyı çokça hissetmiştim. Projelerde sorunları doğru tanımlayamadığınızda başarısızlığa uğrarsınız. Doğru tanımlayabilmek de ancak ve ancak doğru istatistiklerle gerçekleşebilir. Sektörel bazda dağılım içeren, aynı zamanda bölgesel ve iş kollarına ait bilgilere ulaşmak neredeyse imkânsız. Oysa her işkoluna ait istatistikî bilgiler bölgesel ve şehirler, hatta ilçeler düzeyinde belirlenmiş olmalı ki sorunlarımızı doğru tanımlayarak, doğru çözümler üretebilelim. Dünyanın en iyi cerrahı da olsanız teşhis yanlışsa mükemmel bir operasyon asla doğru sonuç vermeyecektir. Ülkemizde birçok sektörün olduğu gibi Perakende Sektörünün de bu süreçten geçtiğini düşünüyorum. İyi niyetli çabalar korkarım gelecekte daha çok hasara neden olabilir. Çünkü sorunlara herkes kendince yaklaşımlar sergilemekte. Çevremdeki Uluslararası markalarında iş yapma biçimleriyle alakalı süreçlerini gözlemlediğimde inanın onlarında benzer hatalar ve sıkıntılar içerisinde olduğunu rahatlıkla ifade edebilirim.
İhtiyacı belirlemede ve sorunların çözümü konusunda son derece önemli olduğunu düşündüğüm bu konu gerek Kamuda, gerekse Özel sektörde tartışmaya açılmalıdır. Kamunun sanırım bu konuda öncülüğü bir takım spekülasyonların önüne geçilmesi gibi nedenlerle zorunludur. Devlet tüm sektörlere ait istatistikleri toplamalı ve resmi olarak kullanıma hazır hale getirmelidir. Sanırım bunun sağlanmasının yolu da kayıt dışı ekonominin reel ekonomideki payına bağlı olarak gelişecektir. İşte organize perakende bunun için gerekli. Ve önümüzdeki yıllarda Türkiye İstatistik kurumuna her zaman olduğundan daha çok ihtiyacımız olacak. Bazı kuruluşların belki iyi niyetle yaptırmış oldukları endeksler maalesef sektörün tamamını tanımlamakta yetersiz kalmaktadır.
Bildiğiniz üzere Pazar Araştırmaları, tek tek ve genelde tekrarlanmayan çok özellikli sorunları çözmeye çalışır. Bu noktada Türk Perakendesinin gelişimi için İstatistikler kadar önemli bir diğer konuda Pazar Araştırmalarıdır. Tüketici araştırmaları, Mamul araştırmaları, Dağıtım Araştırmaları, Pazar Potansiyeli ve pazardaki fırsatların belirlenmesine yönelik analizler, Satış ve Fiyat araştırmaları, Endüstriyel ve dış pazarlara yönelik araştırmalar, Gayrisafi Milli Hâsılaya yönelik ve Satın alma paritelerine dönük araştırmalar, Marka, İmaj Algıları ve Müşteri memnuniyetine dönük araştırmalar başta olmak üzere daha birçok konuda perakende de sürdürülebilir, sağlıklı ve istikrarlı büyümenin sağlanabilmesi için olmazsa olmazlarıdır. Bu konuda özel sektörde birkaç yabancı firmanın dışında fark edilir yerli firmalara ihtiyaç vardır. Duyurulur!
Türk Perakendesi gelişimini sağlıklı ve detaylı istatistikî bilgilerle rotasını belirleyerek; Pazar araştırmaları konusunda da profesyonel destek alarak yoluna devam etmeli. Artık devir el yordamıyla ve göz kararıyla iş yapılacak devir değil; hesap, kitap devri yani istatistik devri olmuştur. Müşteriler artık yalnızca “mal” satın almıyorlar!..
“En büyük yanlış: aynı şeyi yapıp farklı sonuç beklemektir…”