Yazarlar

Ucuz etin yahnisi


“Ucuz etin yahnisi yavan olur” bizim atasözlerimizdendir. Bu sözün söylenmesi bir ürünün ucuz olmasının sebebi hakkında düşünülmesi gerektiğidir. Çünkü bu ürün neden ucuzdur konusunun irdelenmesi gerekir.

İşletmeci gözüyle baktığımızda eğer bir ürün ucuz ve ekonomikse bireyler ekonomik düşünür ve ucuz ürünü seçerler. Ancak pazarlamacı gözüyle bakılırsa daha farklı noktadan hareket etmek ve de işin makro ve mikro boyutlarını irdelemek gerekir. Çünkü bahsi geçen ekonomiklik kuralı her zaman işlemez. İnsanlar aslında sadece ürünün ucuzluğuna bakmazlar. Bunu günümüzdeki et ithalatı konusuna getirmek istiyorum.

Özellikle makro boyutta değerlendirecek olursak yapılan ithalatların ülke tarım politikalarına büyük zararı vardır. Örneğin geçmişte “Hayvancılık” Türkiye’nin temel gelir kaynaklarından biriydi. Ancak son 10 yılda küçükbaş hayvancılık neredeyse kalmadığını hatta küçükbaş hayvancılığın sadece küçük girişim bazında yapıldığı bilinmektedir.

“Büyükbaş hayvancılık” ise iyi kötü zorlansa da devam eden sektörlerden biriydi. Ülkenin tarım politikalarını değerlendirdiğimizde ovalar yaylalar ve bazı ormanlar “HES” gibi girişimlerle doğal ortamların değişimine yol açtılar bunlar da ziraatı etkiledi. Bugün “ceviz” ve “badem” gibi ürünlerin yanında üretiminde öncelik olan “buğday” “arpa” hatta “saman” gibi ürünleri dahi ithal eder hale geldik. “Ceviz” ve “Badem” ağacımız mı kalmadı? Kaldıysa “Türk Cevizi” Amerikan ya da Şili menşeli cevizden neden daha pahalı? ABD ya da Şili’den epey detaylı dağıtım ağıyla gelen ve gümrük vergisi alınan bu ürünleri tüketicinin bu ürünlerin yabancı ülkelerden geldiği hakkında bilgisi bulunmadığı için tükettiğini söylemek mümkündür. Oysaki sağlıkçılar bizim doğal ortamımızda bulunan bitkisel/hayvansal ürünlerin tüketiminin beslenme açısından çok önemli olduğunu ifade etmektedirler.

Makro açıdan eti ele alacak olursak “Et üretim sektörü” açısından ucuz ithal et rekabet getirmiyor. Et ithali sektöre bir anlamda yıkım getiriyor. Çünkü bu tür bir uygulama mevcut zorluklarla baş etmeye çalışan Türk çiftçisinin ciddi zarar yaşamasına hatta yok olmasına sebebiyet verebilir.

Konu sadece üretici açısından değil perakendecilik açısından da yerel marketleri ciddi şekilde etkileyecek bir durumdur. Yerel marketler yerel ürünleri sunan pazarlayan yapılardır. İyi dağıtımı olan bisküvi, süt, gazlı içecekler dışında çevrelerindeki üreticileri destekleyen özellikleri vardır. Bunların zaten rekabetle baş edebilmesi günden güne zorlaşırken indirimli marketler yanında böylesine ucuz ürünlerle rekabet etmesi de imkânsızlaşabilmektedir. Perakendeciler Derneğinin tespit ettiği 20.000den fazla indirim mağazası bu tür yerel zincirlere ve esnafa rakip olarak pazarda yer almaktadır. Bu tarz yapılar bir cadde üzerinde 3-5’ten fazla ucuzluk mağazası şeklinde konumlanırken bu durum küçük esnafın pazarda dayanmasını zorlaştırmaktadır. Yabancı menşeli ucuz etlerin pazara girmesi de bir başka zorlayıcı unsurdur.

Aslında pazarlama tarafından bakıldığında gerçekten tüketici tarafına geçerek onun bakış açısından kaliteli ürünlerin varlığı çok önemlidir. Kaliteli et yemek her vatandaşın hakkıdır. Bunu da en doğal kendi coğrafyasından temin etmek gerekir. Bu yüzden hayvancılığımızın yaşatılması perakendecilik sektörünün darbe almaması için bu kararların ciddi şekilde yeniden gözden geçirilmesi gerekmektedir.

Ayrıca son zamanlarda hayvancılıkta hayvan kesiminde “helal kesim”, “helal et” gibi fikirler yayılarak insanlar üzerinde güçlü etkiler yaratılmıştır. Bunun kritik bir konu olduğu imajı oluşturulmuştur. Ancak son durumda halk arasında “Bu etlerin domuz eti olmadığını nereden bileceğiz?” şeklinde yaygın dedikodular bulunmaktadır. Gerçekten bu durum nasıl anlaşılabilir? Ayrıca halkımız bu etlerin geldiği kesim yapılan yerde helal et kesimini gerçekleştirecek kaç imam ya da kasap vardır? gibi sorular da sormaktadır. Bütün bunlar tekrar düşünülmelidir.

Halkın özgür iradesi ve bilinçlendirilmesi açısından da etin menşeinin en azından ambalajında belli edilmesi gereklidir.

O yüzden atasözümüzü yabana atmayalım ve dikkatli olalım.

Prof. Dr. Gonca Telli

…………………………………..

Prof. Dr. Gonca Telli Yamamoto kimdir?

Lisans ve Yüksek Lisansını Marmara Üniversitesi’nde tamamladı. Doktorasını Anadolu Üniversitesi’nde Yükseköğretimde Pazarlama üzerine gerçekleştirdi. Yeditepe Üniversitesi, Maltepe Üniversitesi ve Okan Üniversitesinde öğretim üyesi olarak çalıştı. Okan Üniversitesi İşletme Bölümü, Sosyal Bilimler Enstitüsü, ve Uzaktan Eğitim Merkezinin kuruculuğu ve müdürlüğünü yaptı. Halen Maltepe Üniversitesi İşletme ve Yönetim Bilimleri Fakültesinde öğretim üyesidir. Ayrıca Bütünleşik Pazarlama Yönetimi, Bütünleşik Pazarlama İletişimi, E-marketing ve CRM gibi dersler veriyor. Satış, pazarlama, sosyal medya, perakendecilik e-ticaret gibi alanlarda ulusal ve uluslararası 15’den fazla kitabı 100’den fazla makalesi bulunmaktadır. Ayrıca ulusal ve uluslararası projelerde danışman ve proje yürütücüsü olarak görev almaktadır.