Haberler

“Perakendenin En Başarılı Fikirleri”


03 Temmuz 2014

Türkiye Perakendeciler Federasyonu,“Perakendenin En Başarılı Fikirleri”ni (PEF) altıncı kez ödüllendirdi. Sadece PERDER üyelerine yönelik olarak gerçekleştirilen Perakendenin En Başarılı Fikirleri Yarışması’nın Ödülleri, TPF tarafından 16–17 Nisan tarihlerinde gerçekleştirilen Yerel Zincirler Buluşuyor 2014 Konferansı ve Fuarı’nın son gününde düzenlenen tören ile sahiplerini buldu. Yerel zincirler arasındaki en iyi uygulamaları paylaşmayı ve bu tarz uygulamaları teşvik ederek yerel zincirlerin rekabet gücünü artırmayı hedefleyen PEF Ödülleri, altı kategoride verildi. En İyi Mağaza Tasarımı Ödülü’nü İstanbul’dan Sarıyer Marketler Zinciri, En İyi Müşteri Hizmetleri, CRM ve Teknoloji Uygulamaları Ödüllerini Erzurum’dan Düzgün Marketler Zinciri, En İyi Promosyon Yönetimi Ödülü’nü İstanbul’dan Hatipoğlu Marketler Zinciri, En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi Ödülü’nü Bursa’dan Özhan Marketler Zinciri, En İyi İnsan Kaynakları Uygulamaları Ödülü’nü Bursa’dan Hadim Marketler Zinciri, En İyi Perakendede İnovasyon Uygulaması Ödülü’nü de Ankara’dan Yunus Marketler Zinciri aldı. 

En İyi Promosyon Yönetimi; Grup Hatipoğlu

 İstanbul PERDER üyesi Grup Hatipoğlu, “Perakendenin En Başarılı Fikirleri” yarışmasına bu yıl “En İyi Promosyon Yönetimi” kategorisinde katıldı ve gerçekleştirmiş olduğu uygulama ile birincilik ödülünü aldı

Grup Hatipoğlu Kategori Müdürü Aziz Kavak; Türk Henkel, Colgate&Palmolive ve P&G ile mağazalarda hayata geçirdikleri, birincilik getiren gondol uygulamasını ve sonuçlarını paylaştı:

“Mağazalarda yapılan gondol uygulamaları, mağaza dinamiklerini hiç şüphesiz güçlendirmektedir. Gondol uygulamalarının 15 günde veya ayda bir yenileniyor olması, müşteriyi mağazaya çekme açısından oldukça büyük önem arz ediyor. Mağazada farklı bir konsept ve yeni ürünlere müşteri kayıtsız kalmıyor. Üstelik bu konsepte bir de indirimi eklerseniz, müşteriyi mağazaya rahatlıkla çekebiliyorsunuz. Farklı ürünlerle gerçekleştirilen gondol uygulamasının sürekliliği, bir süre sonra mağazaya sadık müşteriler kazandırıyor. Bu uygulama sadece müşteriye yansımıyor; aynı zamanda çalışmış olduğumuz firmaların cirolarına da katkıda bulunuyor.

Türk Henkel, Colgate&Palmolive ve P&G ile gondol uygulaması yapmaya karar verdiğimizde, önce uygulamanın yapılacağı mağazaların yerleşim planlarını çıkarttık. Daha sonra promosyon alanlarını belirledik. Promosyon alanlarının kategorilere, kategorilerin de firmalara göre dağılımını yaptık. Sonra da belirlemiş olduğumuz mağazalarda uyguladık.

Gondollarımızı ve paletlerimizi, özenle giydirip müşterilerimize sunduk. Takibini çok iyi yapıp, bir sonraki aya geçişte elimizde fazla stok kalmamasını sağlayacak şekilde yeniden dizayn ettik. Gondollardaki aylık ürün değişimlerini yaparken, elimizde kalan ürünlerle ilgili satın alma müdürü ve asistanları bilgilendirdik. Zamanında yapılan müdahaleler stok birikmesini engelledi.

Gondol uygulamamızın iş sonuçlarına katkısına gelince; mağaza içi değişiklik ve yenilikten dolayı müşteri sirkülasyonunda artış sağladı. Dolayısıyla müşteri sayısındaki artış mağazaya canlılık kattı. Aynı ürün, standart bir alanda müşterinin dikkatini çekmezken; teşhir alanında tam tersi oldu. Bu uygulama ile tüketicilerin alışkanlığında farklılaşma gözlemledik. Bununla birlikte mağaza cirolarımız artarken, üretici firma cirolarında da ciddi bir artış yaşandı.

Uygulama, üretici firmaların cirosunu artırırken; pazar paylarının yükselmesine de önemli ölçüde katkı sağladı. Firmalar yeni ürünlerini sergileyecek özel bir alana sahip olurken, yeni ürünlerin satış hareketini daha yakından izleme imkânı yakaladı. Sonraki aksiyonlarını, yere ve satışa göre planlamaya başladılar. Özel gondol giydirmesi yapıp, bu noktalarda satış destek elemanları bulundurdular. Böylece müşteriye, ürünle ilgili yerinde ve hızlı bilgi aktarımı sağlanarak, ürünü yakından tanıma fırsatı sunuldu.

Firmaların büyüme oranları

2012 yılında teşhir alanı kullanmadan çalışan firmaların, 2013 yılında teşhir alanı kullanarak kendi alanlarında gerçekleştirdikleri büyüme 2013 yılı kasa çıkışlarına göre şöyle oldu: Türk Henkel %24, Colgate&Palmolive %14.01, P&G %10.48 mağazasa sayısı artışı olmadan gerçekleşen büyümelerdir.

Uygulamanın iş sonuçlarına katkısı ile ilgili diğer verilere değinecek olursak;

–   Sadece deterjan, kağıt grubundan promosyon alanı alan firma sayısı: 8

–   Kiralanan promosyon alanı sayısı: 78

–  Kiralanan promosyon alanı bedeli mağazanın içerisindeki yere ve konuma göre değer biçilmekte olup, yıllık kiralamalar yapıldığında yıl sonu kârlılıklarına yaklaşık %1 ek promosyon kârlılığı sağlar. Bu kârlılık da çok önemlidir.

Bu uygulamada, mağazalarımızın her bir metrekaresinin ne kadar değerli olduğunu, verimli kullanıldığında her metrekarenin sürdürülebilir kârlılık getirdiğini gördük. En iyi promosyon uygulaması için, teşhir alanlarının yıl boyunca sürekli ve verimli bir şekilde kullanılması gerekiyor.”

 

 

 

 

 

 

 

En İyi Müşteri Hizmetleri, CRM ve Teknoloji Uygulamaları; Düzgün Market

Doğu Anadolu PERDER üyesi Düzgün Marketler Zinciri, “Perakendenin En Başarılı Fikirleri” yarışmasına bu yıl “En İyi Müşteri Hizmetleri, CRM ve Teknoloji Uygulamaları” kategorisinde katıldı ve gerçekleştirmiş olduğu uygulama ile birincilik ödülünü aldı

Düzgün Marketçilik Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün; uyguladıkları projeyi anlattı.

“Müşterinin alışveriş noktasını tercih nedenleri arasında ilk sırada müşteri hizmetlerinin geldiği tartışmasız bir gerçektir. Bu nedenle Düzgün Marketçilik, kurulduğu günden bugüne kadar, en küçük ölçekli şubesinden, en büyük mağazasına kadar müşteri hizmetleri ve müşteri memnuniyetini ilk sırada tutan bir işletme olmuş, hep bu doğrultuda çalışmalar yapılmıştır.

Düzgün Marketçilik olarak, ilkelerimiz arasında “müşteriye kaliteli hizmet sunmak” ilk sırada yer almaktadır. Bu alandaki en önemli projelerimizden biri de, kasa başı poşetleme ve poşetlerin müşteri araçlarına veya servis araçlarımıza taşınması hizmetimizdir.

Müşterilerimize rahat, ferah, temiz ve huzurlu bir ortamda, çeşitlilik, sürekli bulunabilirlik, uygun fiyat, kalite ve kaliteli hizmeti bir arada sunarak, alışverişi eğlenceye dönüştürmeyi hedefledik. Biz, çoğu zaman eziyete dönüşen alışverişi, eğlenceye dönüştürebilmek için alışverişin sonunu tatlıya bağladık. Nasıl mı?

Alışverişin son noktası kasalar ve çıkış bölgesidir. Nasıl ki, mutlu sonla biten filmlerde hep filmin sonu akılda kalırsa, biz de kasa başında vermiş olduğumuz hizmet ile müşterilerimizin hep aklında kalmayı ve tercih listesinde tek şık olmayı başardık. Müşterinin alışveriş noktasını tercih etme sebepleri arasında; kalite, uygun fiyat, çeşitlilik gibi maddelerin yanı sıra hizmet ve hizmetin sürekliliği önemli bir yer kaplamaktadır.

Yaptığımız araştırmalara ve gözlemlere göre; müşterilerimiz, alışverişlerini genelde mesai bitiş saatlerinden sonra ve hafta sonları yapmaktadır. Bu bilgiler ışığında, akşam saatleri ve hafta sonları her kasa arkasında birer personel bulundurarak, müşterilerin alışverişlerini tamamladıktan sonra aldıklarının poşetlenmesi ve devamında müşteri araçlarına veya servis araçlarına taşınması sağlanmaktadır. Çünkü müşterilerimiz misafirlerimizdir. Örf ve adetlerimize göre, misafir kapıda güler yüzle karşılanır, en iyi şekilde ağırlanır, kapı önüne kadar geçirilir ve “bunu saymayız, tekrar bekleriz” denerek, ziyaretten duyulan memnuniyet dile getirilir. Günün yorgunluğu ve stresi ile alışverişe gelen müşterilerimize VIP hizmet sunarak, alışverişte stresi mutlulukla değiştirdik.

Ayrıca, müşteri servisi tercihimizi minibüs tarzı büyük araçlar yerine hafif ticari otolardan yana kullandık. Müşteriyi servis hizmetinden yararlandırmak için, belli bir tutarda alışveriş yapmaya zorlamıyor ve alışveriş sonrasında belli bir süre bekleterek insanları tıkış tıkış bir araca doldurmuyoruz. Her müşteriyi ayrı ayrı taşıyoruz. Bu hizmetlerimiz bölgemizde bizi rakiplerimizden farklı kılmış ve marka değerimizi artırmıştır.

Bugün, kasa arkası poşetleme ve müşteri hizmetleri çalışmaları, işletmemizde çalışan 200’ü aşkın personelimiz tarafından çok önemsenmektedir. Biz, hizmet içi eğitim ve iş başı eğitim programlarımızda bu konuyu sürekli işlemekteyiz. Biliyoruz ki; perakendecilikte başarı ancak müşteri odaklı projelerle yakalanabilir.

PEF yarışmasına bu yıl ikinci kez katıldık. Aslında çok fazla bir çalışma yapmaya gerek yoktu. Çünkü elinize bir kamera alıp herhangi bir saatte, her hangi bir şubemize giderek, herhangi bir müşterimize “neden Düzgün Market ?” diye sorulduğunda, alınan cevaplar konuyu özetliyor ve projenin ne kadar başarılı olduğunu gösteriyor. Ancak bizim için en büyük ödül; emekli Salih Öğretmen’in alışveriş sonunda aldıklarını eve bıraktığımızda ettiği teşekkürdür. Taksici Necip Abi’nin günün yorgunluğu ile geldiği alışverişten yüzünde gülümseme ile ayrılmasıdır. Birbirinden yaramaz iki çocuğu ile alışverişe gelen Leyla Abla’nın rahatça yaptığı alışverişten sonra, kasa başında poşetleme ile uğraşmamasından duyduğu memnuniyettir. Ocakta yemeği bulunan Canan Hanım’ın, alışverişten sonra servis beklemediği için bizi sürekli tercih etmesidir. Titiz Lütfü Bey’in, elinden hiç düşürmediği ıslak mendili olmadan temiz raflardan temiz ürünler alabilmesinin verdiği gururdur.

Ve bizim için en büyük ödül böylesine güzel bir organizasyonda böylesine önem verdiğimiz bir konuda başarımızın tescillenmesidir.

 

En İyi İnsan Kaynakları Uygulaması; Hadim AVM

Bursa PERDER üyesi Hadim AVM, “Perakendenin En Başarılı Fikirleri” yarışmasına bu yıl “En İyi İnsan Kaynakları Uygulamaları” kategorisinde katıldı ve gerçekleştirmiş olduğu program ile birincilik ödülünü aldı

Hadim AVM İnsan Kaynakları Müdürü Yılmaz Gürkan; 2013 yılında uyguladıkları, “Reyon Görevlisi, Kasiyer ve Yönetici Adayları Oryantasyon Programı”nı anlattı:

“Reyon Görevlisi, Kasiyer ve Yönetici Adayları Oryantasyon Programı, Ocak 2013’te uygulanmaya başladı. Ancak bu programın altyapısı, 2008 yılında başlanan kurumsallaşma çalışmalarında oluştu. Bu tür çalışmalar bir sistem dâhilinde olmadan, organizasyonun en alt kademesinden başlayıp uygulayıcıların katılımı ve fikri alınmadan ne yazık ki istenilen sonuçları vermiyor ve sürdürülebilir olmuyor.

Kurumsallaşma çalışmaları; 2008 yılında, iş analizleri, görev tanımları, organizasyon şeması, vizyon ve misyonun belirlenmesiyle başladı. 2010 yılında performans değerlendirme sisteminin kurulmasıyla devam etti. 2013 yılında da bu çalışmamızla ödül almıştık.

Daha sonra Nisan 2012’de ISO-9001 KYS sistemi ve 10.002 müşteri şikâyetleri ve müşteri memnuniyeti sisteminin kurulmasına başlandı. Bunun için Algorizma yazılımı alındı. Sistem, uygulanabilir ve sürdürülebilir bir hale geldi. 2012 yılından şu ana kadar da, bu konuda uzman bir danışmanla çalışıldı ve halen bu görevi sürdürüyor.

Amaç yarışma için bir program oluşturmak ya da sadece İSO belgesi almak değil. Uygulanabilir, katılımcı ve sürdürülebilir sistemler getirmek. Dolayısıyla sistemli çalışmaya ve projeler üretmeye alışkın bir ekip oluştu. 2012 yılının sonuna doğru kasalarda yapılan bireysel hataların artması, personeli elde tutma oranının azalması, mal kabul ve siparişlerde yapılan hatalar, personel devir hızındaki artış dikkati çekti. Bu artışların nedenleri araştırıldı ve sonunda işbaşı eğitimlerinin (oryantasyon) yapılmasına karar verildi.

Kasa işlemleri, mal kabul, sipariş ve reyon işlemleri İK’nın dışında teknik süreçler olduğu için ilgili birimlerle istişarelere başlandı. İzlenecek yol ve yöntemler belirlendi. Beyin fırtınası, balık kılçığı vb. teknikler kullanılarak, sorunlar ve çözüm yolları konusunda görüş birliğine varıldı. Daha sonra reyon sorumlularından ve kasiyer şeflerinden her bölgede 2 yada 3 kişi olacak şekilde eğitici olabilecek nitelikteki kişiler grup mülakatı ve gönüllülük esasıyla seçildi. Bu kişilere Eğitici Eğitimi verildi. Daha sonra bir oryantasyon el kitabı hazırlamak için çalışmalara başlandı. Çeşitli kaynaklardan, deneyimlerden, uzman ve yönetici görüşlerinden yararlanılarak yaklaşık 6 ay içinde el kitapları oluşturuldu. Çalışma sonunda; 7 günlük eğitim planı, oryantasyon el kitapları, görsel materyaller (slayt), sınav soruları ve değerlendirme formu oluşturuldu.

Çalışma sırasında en önemli fırsatımız nitelikli bir kadroya sahip olmak, yönetimin desteği ve yeniliğe açık olmasıydı. Sonuç olarak yeni işe başlayanların uyum sürecini daha kolay atlatmaları sağlandı. Çünkü birçok çalışanımız, müşteri olmaktan çalışan aşamasına geçmekte zorlanıyordu. Kurumun hedeflerini, misyonunu ve vizyonunu, uygulanan sistemi, şirket kültürü ve değerlerini daha işin başında öğrendiler. Çalışmanın sonucunda:

Yapılan çalışma tanıma ve tanınmaya, işe adaptasyona, aidiyetin gelişmesine ve müşteri şikâyetlerinin azalmasına da dolaylı olarak katkı sağladı.

Oryantasyon sistemi, personelin sadece yeni başladığında değil; bir üst göreve(yönetici) yükselme kararı alınan çalışmalara da uygulanıyor. Çünkü bir üst göreve çıkmak da, adaptasyon ve uyum becerisi gerektirmektedir. Çok iyi çalışan olmak her zaman iyi yönetici olmak anlamına gelmiyor. Bu nedenle, yönetici adaylarının büyük resmi de görmesi için 1 ay süreyle tüm birim yöneticilerinin eğitim alması planlanıyor. Bunun öncesinde birimlerden yönetici aday havuzunun oluşturulması için öneriler alınıyor. Daha sonrasında yönetici adaylarıyla 1 gün boyunca grup çalışması yapılıyor. Bu çalışmada farklı testler, takım çalışması uygulamaları, sosyal problemlerle ilgili çözüm odaklı çalışmalar yapılıp, iletişim becerileri ve yöneticilikle ilgili eğitimler veriliyor. Daha sonra bu çalışma sırasındaki gözlem ve değerlendirmeler, performans değerlendirme puanları, yöneticilerinin görüşleri, varsa tutanakları ve ödülleri, kişilik analiz sonuçları dikkate alınarak, yönetici adaylarının tespiti yapılıyor. İlgili birimlere oryantasyona yönlendiriliyor. Böylece kurumun, her birimindeki çalışmalardan, organizasyonun büyüklüğünden haberdar olması sağlanıyor. Oryantasyon sonunda birim sorumlularının aday hakkındaki görüşleri değerlendirilip, eğer geçerli puanı alabiliyorsa vekaleten ataması yapılıyor ve her kademe için belirli sürelerde gözlem ve değerlendirmelere devam ediliyor. Örneğin, müdür adaylarında bu süre altı ay olarak belirlendi. Bu sürenin bitiminde sonuçlar yeterli olduğunda asaleten yeni görevine atanıyor.

Sonuç olarak; bazı sorunların yaşanması kaçınılmaz olsa da; şirket kültürünün benimsenmesi, değerlerin anlaşılması ve özümsenmesi, yazılı ve yazılı olmayan kuralların anlaşılarak uyum becerisinin geliştirilmesi, personel devir hızının düşürülerek aidiyetin arttırılması için oryantasyon eğitimlerinin işlemelerde önemli bir yere sahip olduğuna inancımız sonsuz. Ancak, yöntemi kurgulamak ya da kitapçık çıkarıp, slaytlar hazırlamak kesinlikle yeteli olamaz. Sisteme ilgili herkes inanmalı ve yakın takipçisi olmalı. Bu durum şirket içi tüm uygulamalarda da geçerlidir. Tüm çalışmalarda takım olabilmek çok önemlidir.

En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi; Özhan Market

Bursa PERDER üyesi Özhan Marketler Zinciri, “Perakendenin En Başarılı Fikirleri” yarışmasına bu yıl “En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi” kategorisinde katıldı ve gerçekleştirmiş olduğu uygulama ile birincilik ödülünü aldı

Özhan Marketler Zinciri Reklam ve Halkla İlişkiler Sorumlusu Ayşen Yılmaz birincilik getiren “Yeşil Nokta” uygulamasını ve sonuçlarını paylaştı:

“Yerel Zincirler Buluşuyor 2014 kapsamında düzenlenen yarışmaya “Sosyal Sorumluluk Projesi” kategorisinde katılarak, Türkiye’nin En İyi Sosyal Sorumluluk Projesi Ödülü’nü aldık. Türkiye’de bir ilke imza atarak, WWF-Türkiye ve Unilever ile hayata geçirdiğimiz “Yeşil Nokta” projemize ilk ödül Türkiye Perakendeciler Federasyonu’ndan geldi.

İlk olarak Ertuğrul şubemizde uygulamaya başladığımız proje kapsamındaki çalışmalarız; mağazanın incelenmesi ve neler yapılabileceği ile başladı. WWF-Türkiye ve Unilever yetkilileri ile birlikte yapılan incelemeler sonucunda, gerekli iyileştirmeler ve çalışmalar yapıldı. Süreç sonunda, aydınlatmalardan kese kağıdına kadar market içerisinde kullanılan tüm ekipmanlarımız; doğaya en az ayak izi bırakacak şekilde kullanılmaya başlandı. Yeşil Nokta olma yolunda çalışanların eğitiminden, market içi görsellerle tüketicilerin bilinçlendirilmesine kadar birçok çalışma gerçekleşti.

Projemiz kapsamında yapılan incelemelerde ilk olarak;

Elektrikte: Gereksiz aydınlatmalar kaldırılmış mı?, Enerji tasarruflu aydınlatmalar kullanılıyor mu?, Personelin dinlenme alanındaki aydınlatmalar sensörlü mü?, Gün ışığından yararlanılarak elektrik tüketimi azaltılıyor mu?, Marketin dış cephe aydınlatması gece yarısından sonra kapatılıyor mu?, Market kapandıktan sonra mümkün olan bütün soğutucular kapatılıyor mu?, Kapatılamayanların üstü örtülüyor mu?, Fazla enerji tüketen eski cihazlar enerji verimli olanlarla değiştirilmiş mi?

Markette kullanılan soğutucularda: Hepsi kapaklı mı?, Gazlar ozon dostu mu?, Enerji verimli mi?

 

Su tüketiminde: Musluklarda tasarruf sağlayan parçalar takılı mı?, Sifonlarda 2lt/4lt seçeneği var mı?, Sifonların düşük seçeneğinin kullanılması özendiriliyor mu?

 

Manavda: Organik ya da iyi tarımla üretilmiş ürünlere yer veriliyor mu?, Kese kağıdı, file, bez çanta ya da bio çözünür poşet kullanılıyor mu?

 

Kâğıt kullanımıyla ilgili: Olabildiğince elektronik arşivle yapılıyor mu?, Yazıcılar çift taraflı basıyor mu?, Markette dağıtılan insertler geri dönüştürülmüş kağıda mı basılıyor?, Dağıtılan insertlerin adetleri doğru şekilde tahmin ediliyor mu?, İnsert sayısı olabilecek en düşük sayıda mı?

 

Atık yönetimi: Market içi atıklar ayrıştırılıyor mu?, Ayrıştırılan atıklar lisanslı şirketlerce toplanıyor mu?, Elektronik ve tehlikeli atıklar doğru şekilde ayrıştırılıp bertaraf ediliyorlar mı? gibi maddelere dikkat edildi. Tüm bu maddelerin çalışmaları ve iyileştirmeleri tamamlandı.

 

Bu iyileştirmeler ve çalışmalar sonucunda Türkiye’nin ilk Yeşil Nokta diplomasını Ertuğrul şubemiz için aldık ve çalışmamızı Ataevler şubemizde devam ettirdik. Tüm şubelerimizde hayata geçirmek için çalışmalarımıza devam ediyoruz.

Yeşil Nokta, topluma ve ekonomiye katkı koymasının yanında kendi içerisinde de devamlı aktif olan ve gelişen bir proje. Tüm bu çalışmalar kapsamında Yeşil Noktalarımızda:

En önemlisi Yeşil Nokta projesi ile hayata geçirilen uygulamalar sürdürülebilir yaşama katkı koyan çalışmalar. Bu çerçevede projemizin ödül ile taçlandırılması daha geniş kitlelerde farkındalık yaratmamıza katkı sağladı. İş ortaklarımızı, çalışanlarımızı ve dostlarımızı bu anlamda bilinçlendirmek ve perakende sektörü için böylesine önemli bir konuda öncülük etmek bizim en büyük gurur kaynağımız.”

 

En İyi Mağaza Tasarımı; Sarıyer Market

İstanbul PERDER üyesi Sarıyer Market, “Perakendenin En Başarılı Fikirleri” yarışmasında bu yıl “En İyi Mağaza Tasarımı” kategorisinde birincilik ödülüne layık görüldü

Sarıyer Market Yönetim Kurulu Üyesi Dursun Korkmaz, birincilik getiren mağaza tasarımı uygulamalarını anlattı:

“50.yılını kutlayan Sarıyer Market, kurulduğu günden bu yana sürdürülebilir kalite anlayışı ve müşteri memnuniyetine odaklanarak faaliyet gösteriyor. Söz konusu müşteri memnuniyeti ise, mağazalarımızda her şeyi “müşterilerimiz ne bekler” düşüncesiyle hareket ederek kurguluyoruz. Müşterilerimiz için, hem şık hem de rahat alışveriş edebilecekleri ortamlar yaratmaya çalışıyoruz. Bunun en güzel örneği de, Uskumruköy mağazamız. Bu mağazamız ile “En iyi Mağaza Tasarımı” ödülünü almaya hak kazandık. 50. yılımızı kutladığımız bir süreçte böyle bir ödül almak, bizleri ve çalışanlarımızı gururlandırdı. Bu başarı bir tesadüf değil. Bunu, müşteri memnuniyetine dayalı iş anlayışımızın bizleri ulaştırdığı en son nokta olarak görmek gerekir.

Her zaman en iyiyi, en çağdaş yaklaşımla müşterilerimize sunma stratejik vizyonumuzun gereği olarak, tüm mağazalarımızı yeniden gözden geçirdik. Müşterilerimizin beklentilerinden hareketle, mağazalarımızı yeniden tasarladık. Mevcut mağazalarımızı da,  kendi şartlarına göre yeniden organize ederek; gerekli olan değişimi sağladık. Bu konuda hiçbir masraftan kaçınmayarak, ciddi yatırımlar yaptık.

Uskumruköy mağazamızda, müşteri memnuniyetini en üst seviyeye çıkararak, elde edilen günlük satış ve sepet başı ortalama satış artışını sağlamayı hedefledik. Hedefimize de ulaştık. Bu başarı, kurulacak olan yeni mağazalarımızın hedeflerine rehber oldu.

Uskumruköy mağazamızda; alışverişe keyif katan cafe ve fast food alanları oluşturduk. Alışverişe çocuklarıyla gelen müşterilerimizi de düşünerek, mağazamızda çocuklar için oyun parkı kurduk. Verimli bir alışveriş için mağazalardaki kör noktaları ortadan kaldırdık. Rahat ve keyifli bir alışveriş için ferah raf aralıkları oluşturduk. Ayrıca en çok tercih edilen ürüne göre oluşturulan planogram uygulamaları yaptık. Sarıyer ailesi olarak, sosyal ve toplumsal konulara oldukça duyarlıyız. Bu duyarlılığımızı, iş yapış şeklimize yansıtmaya özen gösteriyoruz. O nedenle mağazalarımızı kurarken,  çevreye ve topluma fayda sağlayacak uygulamaları tercih etmeye çalışıyoruz. Bundan dolayı WWF ile “Yeşil Nokta” çalışmalar yapıyoruz. Mağazalarımızda enerji ve su tüketimini, kâğıt ve plastik poşet kullanımını minimuma indirme yönünde çalışanlarımızda farkındalık oluşturacak bilgilendirmeler ve uygulamalar gerçekleştiriyoruz. Böylelikle çevreci mağazalar yaratıyoruz.

Mağazamıza araçlarıyla gelen müşterilerimizin saatlerce park yeri aramalarının önüne geçebilmek için geniş bir otopark oluşturduk. Trafik sorununun üst düzeyde olduğu bir şehirde, müşterilerimize bir de park sorunu yaşatmak istemedik. Bu uygulama hem mağazamız hem de müşterilerimiz için artı değer oluşturdu.

Tüm bu uygulamalar sonucunda, sepet başı ortalamamız 66 TL olarak gerçekleşti. Bu çok yüksek ortalamayı görünce, müşteri odaklı çalışmamızın ne kadar doğru olduğunu ve müşterilerimizden kazandığımızı yine onlarla paylaşmanın ne kadar önemli olduğunu anladık. Müşterilerimize sadık olmanın, market sektöründe ne kadar anlamlı olduğunu bir kez daha gördük.”

Perakendede En İyi İnovasyon Uygulaması; Yunus Market

Ankara PERDER üyesi Yunus Market, “Perakendenin En Başarılı Fikirleri” yarışmasına bu yıl “Perakendede En İyi İnovasyon Uygulaması” kategorisinde katıldı ve gerçekleştirmiş olduğu proje ile birincilik ödülünü aldı

Yunus Marketler Zinciri Genel Koordinatörü Zeki Doğan, mağazalarında uyguladıkları “Konuşan Reyonlar” projesini anlattı:

“Müşteriler, satın alma kararlarının %65’ini  alışveriş esnasında verirler. Bundan dolayı, mağazalarımız içerisinde kullanılan fiyat etiketleri, ürün teşhirleri, afişler, duyuru panoları ve tadım aktiviteleri dışında mağaza içerisinde satış arttırıcı başka neler yapabiliriz diye düşündük. Amacımız; minimum maliyetle, satışları maksimum arttırmaktı. “Konuşan Reyonlar” fikri bu şekilde ortaya çıktı. Konuşan Reyonlar, müşterilerin alışveriş esnasında verdiği bu satın alma kararını kendi lehimize çevirerek, müşteriyi belli ürünlere ya da promosyonlara yönlendirmek, onları satın almayı düşünmediği ürünleri de almaya teşvik etmek için tasarlandı.

İlk uygulama icin, Okyanus mağazamız  pilot mağaza olarak seçildi. Olumlu sonuç veren ilk uygulamadan sonra, yeni  açılan mağazalarımızda da bu uygulamamıza devam edildi.

Sensör ve ses sisteminden oluşan sistemimizde; müşteriler belli reyonlara kurulan bu uygulamaya yaklaştıklarında, sensör müşteriyi algılar ve bu reyonlardaki ürünlerle ilgili indirimleri, promosyonları onlara sesli olarak duyurmaya başlar. Anons yapan sesin kolay algılanması için mağaza genel anonsundan farklı olarak erkek sesi kullanıldı. Yapılan bu uygulama ile;

– Müşteri, reyona geldiğinde sesle yapılan karşılama sonrasında müşterinin kendisini özel hissetmesi sağlandı.

– Mağazalarımızda yazılı olarak bulunan fiyat etiketi, kampanya ve  promosyon duyurularının etkisi sesle kullanılarak arttırıldı.
– Müşterinin dikkatini çekerek, reyonda daha uzun süre kalması sağlandı.

– Müşteri, satın almayı düşünmediği ürünleri de almaya teşvik edildi.
– Sepet ortalaması arttı ve ciro artışı sağlandı.
– En önemlisi de fark yaratıldı.

Konuşan Reyon uygulamasından sonra temizlik reyonunda %104, gıda reyonunda %98 ve non food reyonunda %662 oranında artış gerçekleşti.”