TPF 2026 Yılı İkinci Çeyrek Saha Değerlendirmesini Açıkladı
30 Temmuz 2026
Gıda Enflasyonunda Psikolojik Eşik Aşıldı
Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF), 2026 yılı ikinci çeyreğine (Nisan-Mayıs-Haziran) ilişkin saha değerlendirmesini kamuoyuyla paylaştı. Türkiye genelinde faaliyet gösteren yaklaşık 10 bin üye mağazadan elde edilen gözlem ve değerlendirmelere göre, gıda enflasyonundaki yavaşlamanın tüketici davranışlarına da yansımaya başladığı görüldü. İkinci çeyrekte temel gıda ürünlerine odaklanan alışverişlerin yerini daha dengeli ve çeşitli ürün gruplarını içeren sepetler almaya başlarken, tüketicilerin erteledikleri bazı ihtiyaçlarını yeniden alışverişlerine eklediği gözlemlendi. Yerel zincir marketlerden gelen saha değerlendirmeleri, alışveriş sepetlerinde bir büyüme eğilimine de işaret etti.
TPF’den yapılan yazılı açıklamada “Pandemi sonrası küresel ekonomide yaşanan tedarik zinciri kırılmaları, bölgesel savaşlar ve jeopolitik risklerin etkisiyle yüksek enflasyonla mücadele eden Türkiye ekonomisinde, ikinci çeyrek itibarıyla gıda perakendesinden normalleşme sinyalleri gelmeye başladığı vurgulandı.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Türkiye Perakendeciler Federasyonu Yönetim Kurulu Başkanı Ömer Düzgün, ekonomideki normalleşme sürecinin artık raflarda olduğu kadar tüketici psikolojisinde de hissedilmeye başladığını söyledi.
“Gıda enflasyonunda psikolojik eşik aşıldı”
Son dönemde uygulanan ekonomi programının sahaya olumlu yansımalarının görülmeye başladığını belirten Düzgün,
“İkinci çeyrek saha değerlendirmelerimiz, gıda enflasyonundaki yavaşlamanın vatandaşımızın alışveriş davranışlarına da yansıdığını gösteriyor. Uzun süredir etkisini hissettiren ‘yarın zam gelir’ endişesi önemli ölçüde geride kalıyor. Tüketici artık sadece fiyat artışından korunmak için değil, gerçek ihtiyacına göre alışveriş yapıyor. Bu tablo, gıda enflasyonunda psikolojik eşiğin aşılmaya başladığını gösteren önemli bir gelişmedir” ifadelerini kullandı.
“Sepetler yeniden çeşitleniyor”
Yerel zincir marketlerden gelen gözlemlerin tüketici güvenindeki artışa işaret ettiğini belirten Düzgün, alışveriş alışkanlıklarında dikkat çekici bir değişim yaşandığını belirterek, “Bir dönem vatandaşımız alışveriş sepetini yalnızca temel ihtiyaçlarla sınırlandırmak zorunda kalıyordu. Bugün ise temel gıda ürünlerinin yanında atıştırmalık, kişisel bakım, temizlik ve farklı kategorilerdeki ürünlerin de yeniden sepetlerde yer almaya başladığını görüyoruz. Bu değişim, hem tüketici güveninin hem de piyasalardaki normalleşmenin önemli göstergelerinden biridir” dedi.
“Yerel zincirler fiyat istikrarına katkı sağlamayı sürdürüyor”
Yerel zincir marketlerin enflasyonla mücadele döneminde önemli bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Düzgün, üretici ile tüketici arasında denge kurmaya devam ettiklerini belirterek “Üyelerimiz, tedarik zincirini güçlü tutarak, kampanyalarını sürdürerek ve raf fiyatlarını mümkün olduğunca dengeli yöneterek vatandaşımızın yanında olmaya devam etti. Yerel zincirler yalnızca ürün satan işletmeler değil, aynı zamanda fiyat istikrarının korunmasına katkı sağlayan önemli bir denge unsurudur” diye konuştu.
“Rehavete kapılmadan mücadele sürdürülmeli”
Enflasyondaki olumlu seyrin kalıcı hale gelmesi gerektiğini ifade eden Düzgün, tüm sektör paydaşlarına ortak sorumluluk çağrısında bulunarak, “Elbette alınacak daha çok mesafe var. Bazı ürün gruplarında maliyet baskısı devam ediyor. Ancak genel tablo, temel gıda ürünlerinde fiyat artış hızının belirgin şekilde yavaşladığını gösteriyor. Enflasyonla mücadelede elde edilen kazanımların kalıcı olması için üreticiden tedarikçiye, perakendeciden kamuya kadar herkes aynı kararlılıkla hareket etmeye devam etmelidir” dedi.
“Mağaza enflasyonuna karşı planlı büyüme şart”
Perakende sektörünün önündeki yapısal sorunlardan birinin de plansız mağaza yatırımları olduğunu dile getiren Düzgün, sağlıklı rekabetin korunması için mağaza açılışlarında objektif kriterlerin dikkate alınması gerektiğini söyledi.
Düzgün, “Enflasyonla mücadele kadar sektörün sağlıklı büyümesi de önem taşıyor. Aynı caddeye, aynı mahalleye veya aynı ticaret aksına kısa süre içerisinde çok sayıda mağaza açılması hem yatırım verimliliğini düşürüyor hem de kaynak israfına yol açıyor. Biz bunu ‘mağaza enflasyonu’ olarak tanımlıyoruz. Amacımız rekabeti sınırlandırmak değil, sağlıklı rekabeti güçlendirmektir. Nüfus yoğunluğu, bölgesel ihtiyaç, ticari kapasite ve şehir planlaması gibi objektif kriterlerin dikkate alındığı bir mağaza planlama modelinin sektörün geleceği açısından faydalı olacağına inanıyoruz” diye konuştu.