Yazarlar

İşe iade davası ve hukuksal sonuçları


Türk İş Hukukunda 4357 sayılı Yeni İş Kanunun 18 ila 21. maddeleri yeni bir düzenleme ile iş hayatında önemli değişiklikler getirmiştir.

Feshin geçerli sebebe dayandırılması

MADDE 18.- Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.(Ek cümle: 6552 – 10.9.2014 / m.2) “Yer altı işlerinde çalışan işçilerde kıdem şartı aranmaz.”

Altı aylık kıdem hesabında bu Kanunun 66 ncı maddesindeki süreler dikkate alınır.

Özellikle aşağıdaki hususlar fesih için geçerli bir sebep oluşturmaz:

a) Sendika üyeliği veya çalışma saatleri dışında veya işverenin rızası ile çalışma saatleri içinde sendikal faaliyetlere katılmak.

b) İşyeri sendika temsilciliği yapmak.

c) Mevzuattan veya sözleşmeden doğan haklarını takip (Ek ibare: 5838 – 18.2.2009 / m.32/4 / Yürürlük / m.33) “veya yükümlülüklerini yerine getirmek” için işveren aleyhine idari veya adli makamlara başvurmak veya bu hususta başlatılmış sürece katılmak.

d) Irk, renk, cinsiyet, medeni hal, aile yükümlülükleri, hamilelik, doğum, din, siyasi görüş ve benzeri nedenler.

e) 74 üncü maddede öngörülen ve kadın işçilerin çalıştırılmasının yasak olduğu sürelerde işe gelmemek.

f) Hastalık veya kaza nedeniyle 25 inci maddenin (I) numaralı bendinin (b) alt bendinde öngörülen bekleme süresinde işe geçici devamsızlık.

İşçinin altı aylık kıdemi, aynı işverenin bir veya değişik işyerlerinde geçen süreler birleştirilerek hesap edilir. İşverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir.

İşletmenin bütününü sevk ve idare eden işveren vekili ve yardımcıları ile işyerinin bütününü sevk ve idare eden ve işçiyi işe alma ve işten çıkarma yetkisi bulunan işveren vekilleri hakkında bu madde, 19 ve 21 inci maddeler ile 25 inci maddenin son fıkrası uygulanmaz.

 

Yasanın 21. Maddesine göre “işverenin iş akdini geçerli bir neden ile” feshetmesi, aksi halde “hukuksal sorumluluğu” getirmiştir.

Geçersiz sebeple yapılan feshin sonuçları

MADDE 21.- İşverence geçerli sebep gösterilmediği veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkemece veya özel hakem tarafından tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verildiğinde, işveren, işçiyi bir ay içinde işe başlatmak zorundadır. İşçiyi başvurusu üzerine işveren bir ay içinde işe başlatmaz ise, işçiye en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat ödemekle yükümlü olur.

Mahkeme veya özel hakem feshin geçersizliğine karar verdiğinde, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek tazminat miktarını da belirler.

Kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakları ödenir.

İşçi işe başlatılırsa, peşin olarak ödenen bildirim süresine ait ücret ile kıdem tazminatı, yukarıdaki fıkra hükümlerine göre yapılacak ödemeden mahsup edilir. İşe başlatılmayan işçiye bildirim süresi verilmemiş veya bildirim süresine ait ücret peşin ödenmemişse, bu sürelere ait ücret tutarı ayrıca ödenir.

İşçi kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvuruda bulunmak zorundadır. İşçi bu süre içinde başvuruda bulunmaz ise, işverence yapılmış olan fesih geçerli bir fesih sayılır ve işveren sadece bunun hukuki sonuçları ile sorumlu olur.

Bu maddenin birinci, ikinci ve üçüncü fıkra hükümleri sözleşmeler ile hiçbir suretle değiştirilemez; aksi yönde sözleşme hükümleri geçersizdir.

30 fazla işçi çalıştıran işyerinde 6 aylık çalışması olan bir işçinin iş akdinin haksız yere fesih edilmesi halinde, İş Kanunun 21. Maddesi gereğince, işçinin işe iadesi ile birlikte bir takım ücret ve tazminat haklarının da hüküm altına alınması söz konusu olabilecektir.

İşçinin işe iadesi ile hüküm altına alınabilecek olan hakları şunladır;

İşçiye yapılacak olan bu “ücret ödemesinin” hangi tutar alacağı, bu tutara dahil olan hak ve alacakların neler olduğu hukuksal tartışmalara konu olan önemli bir konudur.

Sorunun diğer bir boyutu da, işçinin işe iadesi ile birlikte, işe iade kararının kesinleşmesi ve işçinin işe başlamasından sonra SGK bildirgesini nasıl ve hangi zaman diliminde verilmesi gerektiği de dikkat edilmesi gereken bir konudur. Aksi halde idari para cezası ile karşı karşıya kalınacaktır.

Diğer bir hususta işçiye yapılacak olan bu ödemelerin Vergisel boyutudur. Bu ücretler Gelir Vergisi kesintisi ile mi ödenecektir?

Konunun önemi gereğince konuların ayrı ayrı başlıklar altında izahı gerekmektedir.

İŞE İADE KARARI GEREĞİNCE İŞÇİYE ÖDENECEK OLAN ÜCRET NEDİR?

İş Kanunun 21. Maddesi işe iade kavramını izah etmekle birlikte işçiye ödenecek olan ücreti tanımlamamaktadır. Ücretin tanımın İş Kanunundaki ücrete ilişkin hükümler ve Yargıtay kararları ile belirlenen esaslar dâhilinde belirlenmektedir.

İşçinin, işe başlatmama tazminatı olarak hüküm altına alınan İŞE BAŞLATMA TAZMİNATININ hesabında, işçinin iş akdinin FESİH TARİHİNDEKİ ücreti baz alınarak hesaplanması gerekir.

Ancak işçinin, çalışmadığı (boşta geçen) dönemler için hüküm altına alınan 4 aylık ücret tutarının tespiti ise FESHİ İZLEYEN DÖNEM gereğince yapılması gerekir. Ayrıca bu ücret toplamında, işçilere ödenen ikramiye, gıda yardımı, yol yardımı, yakacak yardımı ve servis gibi ayni ve nakdin yardım ve ödentiler ile bunların parasal karşılıklarının eklenmesi gerekir. Burada dikkate edilecek husus, bu alacak kalemlerinin işçinin çalışıyor gibi varsayılarak ödenmesi halidir. Bu nedenle işçinin çalışmamış olduğu dönemde yürürlüğe giren Toplu İş Sözleşmeleri ile her türlü ücret artış ve haklarından yararlanması söz konusu olacaktır.

Fakat işçinin çalışması karşılığı hak edeceği, fazla çalışma ücreti, hafta tatili ile bayram ve genel tatil günlerine ilişkin ücretleri ile satışa bağlı prim gibi ödemelerin 4 aya kadar boşta geçen süre için ödenmesi gereken haklar kavramına dâhil olması söz konusu olamaz.

Bu ücretlere faiz işletilmesi, işçinin Mahkeme kararı gereğince işçinin işe iade edilmesi talebi ile muaccel hale geleceğinden, bu başvuru tarihinin faizin başlangıç tarihi kabul edilmesi gerekir. Zira Mahkemece hüküm altına alınan kararın infazına, işçinin talebi üzerine başlanabilecektir.

Burada uygulanacak faiz de farklılık göstermektedir. İşçiye ödenecek olan boşta geçen günler karşılığı olan ücretine İş Kanunun 34. Maddesindeki söz konusu edilen Bankalarda Mevduata Uygulanan en yüksek faiz miktarı uygulanması gerekir.

Bunun dışında kalan, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek olan tazminat miktarına ise yasal faiz uygulanacaktır.

İşçinin işe iade kararına rağmen işe başlatılmaması halinde, iş akdinin feshinin haksızlığı nedeniyle işçiye KIDEM VE İHBAR TAZMİNATININ da ödenmesi gerekecektir.

İşe iade kararı ile birlikte işçinin 4 aylık daha çalışması yasa gereğince varsayılmakla, işçinin işe başlatılmaması halinde ödenecek kıdem ve ihbar tazminatının belirlenmesinde, yine işçinin yıllık ücretli izin hakkına dair sürenin hesabında, çalışılmış gibi sayılan 4 aylık sürenin de dikkate alınması gerekir.

2- İŞÇİYE ÖDENECEK OLAN ÜCRET VE TAZMİTTAN KESİLECEK OLAN VERGİLER NELERDİR?

İşçinin haksız yere iş sözleşmesinin feshedilmesi sonucu işe iade davası neticesinde hak edebileceği en az dört aylık ve en çok sekiz aylık ücreti tutarında tazminat(işe başlatmama tazminatı), dört aya kadar doğmuş bulunan ücret, izin farkı, verilmemiş ihbar ve kıdem tazminatı ödemelerinin işveren açısından ilgili vergi mevzuatı karşısındaki durumu aşağıdaki şekilde açıklanmaya çalışılmıştır.

Gelir Vergisi Açısından Değerlendirme

Gelir Vergisi Kanunun 61 inci maddesinde ücretin, işverene tabi ve belirli bir iş yerine bağlı olarak çalışanlara hizmet karşılığı verilen para ve ayınlar ile sağlanan ve para ile temsil edilebilen menfaatler olduğu, ücretin ödenek, tazminat, kasa tazminatı (Mali sorumluluk tazminatı), tahsisat, zam, avans, aidat, huzur hakkı, prim, ikramiye, gider karşılığı veya başka adlar altında ödenmiş olmasının veya bir ortaklık münasebeti niteliğinde olmamak şartı ile kazancın belli bir yüzdesi şeklinde tayin edilmiş bulunmasının onun mahiyetini değiştirmeyeceği; 25 inci maddesinin birinci fıkrasının (1) numaralı bendi ile ölüm, sakatlık, hastalık ve işsizlik sebepleriyle (işe başlatmama tazminatı dâhil) verilen tazminat ve yapılan yardımların gelir vergisinden müstesna olacağı hüküm altına alınmıştır.

İşe başlatmama tazminatlarının vergilendirilmesinde istisna uygulamasına ilişkin açıklamalara 272 seri no.lu Gelir Vergisi Genel Tebliğinde yer verilmiştir. Buna göre, iş sözleşmesi feshinin geçersizliğine karar veren mahkeme kararında belirlediği, işçinin işe başlatılmaması nedeniyle 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesi uyarınca işverenlerce işçilere ödenen işe başlatmama tazminatları damga vergisi hariç gelir vergisinden istisna edilmiştir. İstisna kapsamındaki tutar, iş sözleşmesi feshinin geçersizliğine karar veren mahkeme kararında belirlediği işçinin işe başlatılmaması nedeniyle ödenecek tazminat miktarı ile sınırlıdır.

Gider Yazılıp Yazılmama Açısından Değerlendirme

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 6’ncı maddesinde, kurumlar vergisinin, mükelleflerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kurum kazancı üzerinden hesaplanacağı ve safi kurum kazancının tespitinde Gelir Vergisi Kanunu’nun ticari kazanç hakkındaki hükümlerinin uygulanacağı hükmüne yer verilmiş olup, Gelir Vergisi Kanunu’nun 40′ ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde de işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların kurum kazancının tespitinde gider olarak indirileceği hükme bağlanmıştır.

Buna göre, mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen işe başlatmama tazminatı Gelir Vergisi Kanunu’nun 40’ıncı maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendine göre, “işle ilgili olmak şartıyla, mukavelenameye veya ilama veya kanun emrine istinaden ödenen zarar, ziyan ve tazminatların safi kazancın tespitinde gider olarak indirilebileceği”, işçinin çalıştırılmadığı süre için ödenen dört aylık ücretin ise anılan maddenin birinci fıkrasının (1) numaralı bendine göre safi kurum kazancının tespitinde gider olarak dikkate alınması mümkün bulunmaktadır.

Bu yöndeki Mali Uzmanlar görüşlerine rağmen, Vergi Dairelerin aksine olan uygulamaları ve özelgeleri (mükteza) olduğu unutulmamalıdır. Her ne kadar konu Mali Uzmanları ilgilendirmekte ise de bizim de görüşümüz, yasal dayağı olan bir ödemenin gider yazılması yönündedir.

3.3 SGK Açısından Değerlendirme:

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı Sigorta İşleri Genel Müdürlüğü Sigorta Primleri Daire Başkanlığı tarafından yayımlanan 04.03.2005 tarih ve 154443 sayılı 16-330 EK Genelge ve 27.04.2006 tarih ve 329546 sayılı 16/370 EK Genelge ile iş sözleşmesi feshedilen sigortalıların işe iade edilmelerine ilişkin kararlar çerçevesinde yapılması gereken işlemler açıkta belirtilmiştir.

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’nın 16-370 Ek sayılı Genelgesi’nin II-2.1.b bölümünde;

“İşçi, kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on işgünü içinde işe başlamak için işverene başvurduğu halde, başvurduğu tarihten itibaren bir ay içinde işe başlatılmaması durumunda, mahkeme veya özel hakem kararına istinaden kendisine ödenmesi gereken en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarındaki iş güvencesi tazminatı, daha önce 16-330 Ek sayılı Genelgede de belirtildiği gibi, niteliği itibariyle ücret sayılabilecek bir kazanç durumunda olmaması, esasen işe başlatılmayan sigortalının, başlatılmaması nedeniyle sigortalılık vasfının da kalmaması, ödenecek paraların işçiyi himaye gayesine ve işverene işe başlatmama nedeniyle verilen bir medeni ceza niteliğinde olması nedenleriyle, prime tabi tutulmayacaktır.”

hükmüne yer verilmektedir.

Ayrıca 5510 Sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na istinaden 01.09.2012 tarihinde yayınlanan İşveren Uygulama Tebliğinin 7.3 bölümünde iş sözleşmesi feshedilen sigortalının işe iade edilmesi durumunda yapılması gereken işlemler aşağıdaki gibi açıklanmıştır;

İşçinin işe iadesi için kesinleşen mahkeme veya özel hakem kararının kendisine tebliğinden itibaren on iş günü içinde işe başlamak üzere başvurmuş olması kaydıyla, işe başlatılsın veya başlatılmasın bu nitelikteki işçilere çalıştırılmayan süre için ödenen en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklar, akdin feshedildiği aydan başlanılarak ilgili ayların prime esas kazançlarına dahil edilerek işsizlik sigortası primi de dahil olmak üzere tüm sigorta kollarına ait primler kesilecek ve bu süreler hizmetten sayılacaktır.

İşçi işe başlatıldığında bildirim süresine ait (ihbar) ücreti ile kıdem tazminatı peşin olarak ödenmiş ise işçiye ödenecek en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer alacaklarından mahsup edileceğinden, Kanunun 80 inci maddesi uyarınca bildirim süresine ait (ihbar) ücret ile kıdem tazminatının prime tabi tutulmaması nedeniyle işçiye işe başlatılması halinde ödenecek en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer hakları mahsup edilmemiş haliyle prime tabi tutulacak ve bu süreler prim ödeme gün sayısından sayılacaktır.”

İş Kanununun uygulandığı; otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi bulunan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesinin geçerli sebep gösterilmeden veya gösterilen sebebin geçerli olmadığı mahkeme veya özel hakemce tespit edilerek feshin geçersizliğine karar verilmesi halinde;

a) İşçiyi başvurusu halinde bir ay içinde işe başlatmayan işverence işçiye ödenen ve mahkeme veya özel hakemce belirlenen en az dört, en çok sekiz aylık ücreti tutarındaki tazminatın, niteliği itibariyle ücret sayılabilecek bir kazanç durumunda olmaması, esasen işe başlatılmayan sigortalının, başlatılmama nedeniyle sigortalılık vasfının da kalmaması, ödenecek paraların işçiyi himaye gayesine ve işverene işe başlatmama nedeniyle verilen bir medeni ceza niteliğinde olması nedenleriyle, anılan tazminatın prime tabi tutulmaması,

b) Feshin geçersizliğine dair mahkeme veya özel hakem kararının kesinleştirilmesine kadar işçiye çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer hakların da işverenin işçiyi işe başlatması veya başlatmamasına bakılmaksızın ödeneceğinden, bu düzenleme ile, feshin geçersizliğine dair karar alan işçiyi, işe başlatıp başlatmama konusunda işverene verdiği inisiyatife karşılık işçiye en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödenmesini hüküm altına alarak korumuş, sözleşmenin fesih tarihini, en çok dört aya kadar ileri bir tarihe atmış bulunmaktadır. Buna göre, işe başlatılsın veya başlatılmasın işçiye çalıştırılmadığı süre için ödenen en çok dört aya kadar ücret ve diğer haklarından iş kazaları ve meslek hastalıkları ile işsizlik sigortası primi de dahil olmak üzere tüm sigorta kollarına ait primlerin kesilmesi ve bu sürelerin hizmetten sayılması, gerekmektedir.

c) Öte yandan, işçi işe başlatıldığında bildirim süresine ait (ihbar) ücreti ile kıdem tazminatı peşin olarak ödenmiş ise işçiye ödenecek en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer alacaklarından mahsup edileceğinden, 5510 Sayılı Kanun’un 80 inci maddesi uyarınca bildirim süresine ait (ihbar) ücret ile kıdem tazminatının prime tabi tutulmaması nedeniyle, işçiye işe başlatılması halinde ödenecek en çok dört aya kadar olan ücret ve diğer haklarının mahsup edilmemiş haliyle prime tabi tutulması ve bu sürelerin prim ödeme gün sayısından sayılması gerekmektedir.

3- SGK AÇISINDAN PRİM BELGELERİNİN VERİLMESİ VE PRİMLERİN ÖDENMESİNE İLİŞKİN SÜRELER

Sosyal Sigortalar Kurumu Başkanlığı’nın 16-330 Ek sayılı Genelgesi’nin II-2.3.1 bölümünde; “Geriye yönelik olarak düzenlenen prim belgelerinin 4857 sayılı İş Kanununun 21 inci maddesine istinaden verildiği takdirde, söz konusu belgelerin;

Mahkeme kararının temyiz edilmemesi durumunda kararın kesinleştiği,

Temyiz edilmesi halinde Yargıtay onama ilamının işveren veya vekiline tebliğ edildiği,

Yargıtay onama ilamı taraflara tebliğ edilmemiş/edilememiş ise Yargıtay onama ilamının kararı vermiş olan mahkemenin kalemine intikal ettiği, tarihi (bu tarihlerin, taraflarca Kurumumuza ibraz edilecek kesinleşmiş mahkeme kararlarına kaydettirilmesi istenecektir) takip eden ayın sonuna kadar verilmesi ve belgelerde kayıtlı sigorta primlerinin aynı süre içerisinde ödenmesi halinde, idari para cezası ve gecikme zammı uygulanmayacak, bu yükümlülüklerin, yukarıda belirtilen kesinleşme tarihini takip eden bir ay içerisinde yerine getirilmemesi halinde ise bu defa belgelerin verilebilmesi amacıyla işverene tanınan bir ayı takip eden aydan başlanarak gecikilen her ay için gecikme zammı, ayrıca her bir aya ilişkin prim belgesinden dolayı bir aylık sürenin son gününde geçerli olan asgari ücret üzerinden de idari para cezası uygulanacaktır.” hükmüne yer verilmiştir.

Örneğin (X) işletmesinde çalışan (A) ‘nın 01.06.2012 tarihinde iş sözleşmesinin feshine karar verilmesi üzerine iş mahkemesinde sözleşmenin feshinin geçersizliği talebi ile açtığı dava sonucunda, mahkemece sözleşmenin feshinin geçersizliğine karar verilmiş ve bu karar 09.11.2012 tarihinde kesinleşmiştir.

Bu durumda, (X) işverenince, mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen ücret ve diğer haklardan dolayı düzenlenmesi gereken prim belgelerini kararın kesinleştiği 09.11.2012 tarihini izleyen ay (01.12.2012-31.12.2012) içerisinde vermesi ve muhteviyatı primleri de aynı süre içinde ödemesi halinde, idari para cezası ve gecikme zammı alınmayacak, aksi halde, geriye doğru verilen her bir aya ait prim belgesi için ayrı ayrı olmak üzere 31.12.2012 tarihinde yürürlükte olan asgari ücret üzerinden idari para cezası uygulanacak ve 01.01.2013 tarihinden başlayarak gecikilen her ay için gecikme zammı alınacaktır.”

Özetle;

İşe başlatılmayan işçiler için ödenecek ücret ve tazminatlar üzerinden hesaplanan vergilerin beyanı için “mahkemece iş sözleşmesinin feshinin gerçekleştiği tarih” önem arz etmektedir.

Söz konusu ödemeler için davaların sonuçlanıp karara bağlandığı tarih dikkate alındığında, mahkeme tarafından ödenmesine hükmedilen ücretler üzerinden hesaplanacak gelir vergisi (ücret, ihbar tazminatı, izin farkı ödemeleri üzerinden hesaplanan) ve damga vergilerini (ücret, ihbar-kıdem tazminatları, izin farkları, işe başlatmama tazminatı ödemeleri üzerinden hesaplanan) davanın sonuçlandığı ilgili ayın Muhtasar beyannamesinde ve ücretler ve izin farkları üzerinden hesaplayacağınız SGK primlerini ise ücretlerin ilgili oldukları aylara SSK Bildirgesi düzenleyerek en geç davanın sonuçlandığı ayın son gününe kadar beyan edilmesi halinde idare tarafından idari para cezası ve gecikme zammı alınmayacaktır.