Yazarlar

Üniversite mezunlarının meslek edinme zorlukları


Ülke ekonomisinin hızlı gelişimi yanında genç nüfusun meslek edinmeyle ilgili talepleri de artmakta, üniversite mezunu gençlerimiz meslek edinme konusunda en çok sorun yaşayanlar arasında gelmektedir.

Aslında üniversite mezunu olup ta iş bulamamak oldukça tezat teşkil eder bir durum gibi gözükmektedir. Neden insanlar bu kadar yıl eğitim ve öğretim gördükten sonra iş bulamazlar? Türkiye’ nin ekonomik durumunun dost düşman herkes tarafından iyiye gittiği, küresel krizlerden bile çok az etkilendiği, artık kendi ayakları üzerinde durabilecek dünyanın sayılı ekonomileri arasında yer almaya başladığı, enflasyonun tek rakamlara indiği, borsanın sürekli rekorlar kırdığı, küresel sermayenin hızla girmeye çalıştığı bir dönemde bunca yıl tedrisattan sonra üniversite mezunlarımız neden iş bulamazlar? Kriz dönemlerinde bile işçi bulma konusunda daha iyi performans sergileyen insan kaynakları departmanları ekonomik düzlüğe çıktığımız bu süreçte aradıkları kalifiye personeli neden bulmakta zorlanıyorlar? Acaba üniversite bitirilirken öğrencilere verilen işin ehli olduklarına dair ehliyet belgesi (diploma)’ nin içi doldurularak verilmekte midir? Yoksa mezun olunurken öğrenciler sadece teorik dersler aldıklarını unutmakta ve üniversite ortamındaki idealizminde etkisiyle beklentileri aşırı büyümekte midir?

Esasında bu ve benzeri birçok soruyu sorabiliriz, gerçek şu ki üniversiteden yeni mezun olan gençlerimizin iş bulması ve buldukları işte sebat etmeleri oldukça zor olmaktadır. Öncelikle iş bulma ve meslek edinme ile ilgili ayrımın net bir şekilde yapılmasında meselenin açıklığa kavuşması açısından büyük öneme sahip olduğu görülmektedir. Üniversite bitirmek kişiye bir meslek kazandırmaz, okuyan kişinin kişiliğini, karakterini, hayat hakkında fikirlerinin olumunu, hayat felsefesinin oluşumuna katkıda bulunur. Özellikle ülkemizin yüksek öğrenim kalitesinin içeriği hakkında bunca yazılıp çizilen mevzular varken, üniversiteyi bir şekilde kazanarak okula imtihandan imtihana uğrayan öğrencilerin çokluğu bilinirken, öğrenim ve eğitim kalitesi tartışılırken her üniversite bitirenin yeterli görülmediğini bildiğimiz bir ortamda elbette mezun olan gençlerimize kimse gel işletmemin başına geç demeyecektir ve ya gel seni hemen şu işi ve şu kadar kişinin sorumluluğunu veriyorum demeyecektir.

Gazetelerin ilan sayfaları, insan kaynakları siteleri ve işletmelerin kendi imkanlarıyla her gün verdikleri bunca iş ilanları varken insanların işsizlikten yakınmaları tuhaf gibi gözükmektedir, ancak bu bir realitedir ve insanlar iş aramakta ve iş verenler işçi aramaktadırlar. İşte burada meslek edinmek ve ya meslek sahibi olmak gibi konuların anlaşılması zorunlu hale gelmektedir. İşletmeler iş ilanlarındaki iş ile ilgili aradıkları kişinin iş yapabilme becerisi ve tecrübesini hesaba katmaktalar, iş bulamayanlar ise aranan nitelikleri taşımadıklarından dolayı başvuru gerçekleştirememekteler, böylece iş arayan ile işçi arayan arasında ki beklentiler buluşamamaktadır.

İşletmelerde ki oryantasyon eğitimlerinde en çok adaptasyon zorluğu çeken grup üniversiteyi yeni bitirmiş gençlerdir. Bir an önce iş başı yaparak hedeflemiş oldukları kariyer basamaklarını hızla tırmanmak bir an önce yönetici olmak istemektedirler. Gençlerimiz üniversitelerde ki kazanımlarının kendilerinde olduğunu bilerek, oradan aldıkları teorik eğitimi alanda iş pratiğiyle birleştirdikleri anda meslek edinmede en önemli aşamayı geride bırakmış olacaklardır. Özellikle yeni işbaşı yaptıkları işletmelerin sağlamış olduğu oryantasyon eğitimlerini fırsat bilerek ciddi bir şekilde değerlendirmeleri gerekmektedir. Oryantasyon eğitimleri mesleğin ve ya işbaşı yapılacak olan işin pratiğinin, yani reel olarak uygulamasının gösterildiği fırsat olarak değerlendirilmelidir. İşbaşı yapacak olan aday fırsatçılık yapmadan hakkıyla bu aşamayı değerlendirmesi gerekir.